YAZILAR

Mekke Halifesi Abdullah b. Zübeyr

Kureyş’in kahramanlarından birisi olan Abdullah b. Zübeyr, Çok küçük yaşta Suriye’nin fethine katılmış, Yermuk Savaşı’nda bulmuş, Mısır’ın fethi sırasında bütün askeri harekâta iştirak etmişti. Hz. Osman devrinde İfrikıyye bölgesine yapılan seferde bulunmuş, şiddetli direniş gösteren İfrikıyye valisi Gregorius’u bizzat öldürmesiyle müslümanlar galip gelmiş ve Onun bu kahramanlığı özellikle Medine’de büyük yankı uyandırmıştı.[1] Cemel vakasında babasıyla beraber, teyzesi Hz. Aişe’nin yanında savaşmış ve onu korumaya çalışmıştı.

Abdullah b. Zübeyr, Yezid’in baskısına rağmen onun halifeliğini kabul etmemiş Mekke’ye kaçmış ve ona biat etmemiş ama kimseyi de kendisine biat etmeye davet etmemişti. Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesinin ardından Yezid’e karşı açık muhalefetin lideri haline geldi. Yezid’in gönderdiği Husayn b. Nümeyr es-Sekunî komutasındaki ordu Mekke’yi kuşattı. Attıkları yağlı paçavralarla Kâbe’de yangına yol açtılar. 64 yılının Recebinde Yezid ölünce[2] Mekke’de halk “emirü’l-mü’minîn” ünvanıyla ona biat etti.[3] İmam Suyutî Halifeler Tarihi adlı eserinde Muaviye’den sonra I. Yezid ve II. Muaviye’yi kısaca andıktan sonra Abdullah b. Zübeyr’e bir halife olarak yer verir.[4] Hicaz, Yemen, Irak, Horasan bölgeleri ona itaat etti. Şam ve Mısır dışında ona itaat etmeyen bölge kalmadı. Bu iki yer Muaviye b. Yezid’e biat etmişti. II. Muaviye halife olduğunda hastaydı, hiçbir icraatı olmadı. İnsanlara namaz bile kıldıramadı. Halifeliğinin süresinin, 40 gün, iki veya üç ay olduğunu söyleyenler vardır. 21 yaşında vefat etti. Ölümü anında ona: “Kimseyi yerine halife tayin etmiyor musunuz?” dediklerinde, “Tadını almadım ki, acısını yükleneyim.” dediği rivayet edilir.[5] Mekke’de halife ilan edilen Abdullah b. Zübeyr’le irtibata geçen Mekke’yi kuşat komutan Husayn b. Nümeyr, Şam’a gelmesi durumunda kendisini halife olarak tanıyacağı mesajını söyleyen Şam ve Mısır II. Muaviye’nin ölümünden sonra da biat etmedi. Emevîlerden yeni bir halife adayı aramaya başladılar. Sonunda Mervan b. Hakem’e biat ettiler. Hariciler, Mekke kuşatması esnasında Abdullah b. Zübeyr’e destek olmuşlar, kuşatmadan sonra onunla anlaşmazlığa düştüler ve liderleri Nafi’ b. Ezrak, etrafında toplanan kuvvetlerle Basra’ya ilerledi bu mücadeleler esnasında Nafi b. Ezrak öldürüldü. Hariciler, yenilerek geri çekilip, Ahvaz’ın dağlık bölgelerinde çete savaşlarına giriştiler.

Bu arada İlk Şiî hareketi olan Tevvabun hareketi, Hz. Hüseyin’in Kerbelada şehit edilmesinin intikamını almak için savaştılar ve ilk Emevi güçlerini yenmelerine rağmen, Husayn b. Nümeyr komutasındaki destek kuvvetlerine yenildiler ve lidelerlerinin çoğunu kaybettiler. Önce Abdullah b. Zübeyr’e biat eden ama ondan beklediği ilgiyi göremeyince, ayrılıp Kufe’ye gelen Muhtar es-Sakafî, Tevvabun Hareketine de katılmadı. Hz. Ali’nin oğullarından Muhammed b. Hanefiyye’nin kendisini emîr tayin ettiğini ileri sürüp onun adına faaliyete geçti. Davetini, özellikle Ali evlâdına karşı büyük muhabbet besleyen ve Emevî idarecilerince bazı haklarından mahrum bırakıldıkları gibi Abdullah b. Zübeyr tarafından da ihmal edilen gayri Arap unsurlara (mevâlî) yöneltti. Bunun üzerine Abdullah b. Zübeyr’in valisi tarafından tutuklandı ve hapisten yine Abdullah b. Ömer’in araya girmesiyle kurtuldu. Es-Sakafi mücadelesinin sonunda Kufe’yi ele geçirdi. Muhtâr, Kitap ve Sünnet’e tâbi olma, Ehl-i beyt’in intikamını alma, haksız yere kan akıtanlarla savaşma ve zayıfları müdafaa etme şartıyla biat almaya başladı; bu arada çatışmaların bitmesinden sonra muhaliflerine karşı sert davranılmasını yasakladı.

Mervan’dan sonra yerine geçen oğlu Abdülmelik hem iç meselelerle uğraştığı hem de iki düşmanı birbirine kırdırıp kendisi öldürücü son darbeyi vurmak için harekete geçmekte acele etmedi. Muhtar es-Sekafî Abdullah b. Zübeyr’e bağlı Basra dışındaki doğu eyaletlerini ele geçirdi. Abdullah, Kardeşi Mus’ab’ı Basra valiliğine getirerek Muhtar ile mücadeleye memur etti. Mus’ab Muhtar’ı kuşattı ve bir yarma hareketine girişen Muhtar öldürülerek Abdullah b. Zübeyr bölgedeki hâkimiyetini pekiştirmiş oldu.

Halifelik mücadelesi Abdullah b. Zübeyr ile Abdülmelik b. Mervan karşı karşıya geldi. Abdulmelik kuvvetleri önce Mus’ab’ın üzerine yürüdü. En büyük kumandanı Malik b. Eşter’in öldürülmesiyle Mus’ab’ın kuvvetleri dağıldı ve kendisi de öldürüldü. Artık Hicaz dışında tüm vilayetler Abdulmelik’in eline geçmişti. Abdulmelik Haccac b. Es-Sakafî’yi Mekke üzerine gönderdi. Haccac, Mekke’yi kuşattı ve mancınıklarla taşa tuttu. Kuşatma sonunda Abdullah b. Zübeyr, kahramanca savaşarak can verdi. Cesareti, ibadeti ve hitebeti ile meşhurdu. Abdullah 10 yıl kadar halifelik yaptı. Kâbe’nin binasını yeniledi. Kâbe’ye ilk defa ipek örtü yapan İbn Zübeyr’di. İlme ve belağata büyük önem verirdi. İsrafı sevmezdi. Günlerce oruç tutar, sabahlara kadar namaz kılardı.[6]

Halifelik süreci, Şiîler, Haricîler ve Emevîlerle mücadele içinde geçti. Siyasi birliği sağlamaya çalıştı. Büyük oranda bunda başarı da sağladı. Mekke kuşatması sırasında destek olan Hariciîler daha sonra Abdullah’a düşman oldular ve onunla da savaştılar. En güçlü rakibi Abdulmelik b. Mervan’ın başında olduğu Emevîlere yenilmekten kurtulamadı. Abdullah b. Zübeyr’in halifeliği kendinden önceki sahabe halifelerin tarzına daha yakındı. Düzenli ordu kurma, kendisini korumak için bir muhafız birliği oluşturma veya maaşlı memurlar edinme konusunda Emeviler gibi kurumsallaştığını söylemek mümkün görünmüyor. Kendisine bağlı güçlü bir kabile de yoktu. Emevilerin uygulamalarına tepki gösteren ve onların baskısından bunalan ya da onların pastasından pay alamayan kimseler Abdullah b. Zübeyr’e biat etmişti. Ama Abdullah’ın kendilerine yeteri kadar mali imkân sunmadığını düşünenler de ondan uzaklaşmaya başlamıştı.[7] Dindarlığı ve kahramanlığı tek başına iktidarını muhafaza edebilmesine yetmemişti.


[1] Bkz. Hakkı Dursun Yıldız, DİA, “Abdullah b. Zübeyr” maddesi, C.1, s.145-146.

[2] Bkz. Halife b. Hayyat, Tarih, s.257.

[3] Suyûtî, Halifeler Tarihi (Tarihu’l-Hulefâ), s. 254.

[4] Suyûtî, Halifeler Tarihi (Tarihu’l-Hulefâ), s. 254-257.

[5] Suyûtî, a.g.e., s. 253.

[6] Bkz. İmam Suyûtî, a.g.e., s. 256.

[7] Bkz. İmam Suyûtî, a.g.e., s. 256-257.