26 Nisan 2021

17. Cüz

ile arznet

Enbiyâ ve Hac Sûreleri

21. ENBİYÂ SÛRESİ

(Mekke Dönemi’nin sonunda indirilmiş olup, peygamberlere bildirilen vahyin ortak yönleri üzerinde durur. Bu yüzden Enbiya yani, Peygamberler adını almıştır 112 ayettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla ..

1. İnsanların hesabı yaklaşmış olmasına rağmen onlar, gaflet içinde yüz çeviriyorlar.

2. Rab’lerinden gelen her yeni uyarıyı ancak alay ederek dinlerler.

3. Zalimler kalpleri gaflet içerisinde gizlice fısıldaşıyorlar:

‑Bu, (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka bir şey mi? Göz göre göre büyülenecek misiniz? 4. Peygamber:

‑Rabbim gökte ve yerde ne söyleniyorsa bilir. O işitendir, bilendir! dedi.

5. ‑Hayır, dediler. Bunlar rüya saçmalıkları.. Hayır, onu o uydurmuştur. Hayır, O şairdir! Haydi, önceki peygamberler gibi bize bir mucize getirsin!

6. Onlardan önce, helâk ettiğimiz şehir halkı da iman etmemişti. Bunlar mı edecek?!

7. Senden önce de kendilerine vahy ettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Kitap ehline sorun, eğer bilmiyorsanız ..

8. Biz onlara yemek yemez bir vücut vermedik, onlar ölümsüz de değillerdi.

9. Onlara verdiğimiz sözü tuttuk, onları ve dilediklerimizi kurtardık, gaflet ve cehalette diretenleri de helak ettik.

10. Size de, içinde sizin için uyarıların yer aldığı bir kitap indirdik. Hâlâ, aklınızı kullanmıyor musunuz?

11. Biz zalim olan nice ülkeleri kırıp geçirdik. Onlardan sonra, başka bir toplum var ettik.

12. Azabımızı hissettikleri zaman, ondan süratle kaçıyorlardı.

13. ‑Kaçmayın, içinde bulunduğunuz refaha ve evlerinize dönün. Belki size bir şey sorulur.

14. ‑Eyvah bize, dediler. Biz haksızlık etmiştik.

15. Bu haykırışları devam edip dururken, biz onları biçilmiş ekine, sönmüş ocağa çevirdik.

16. Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

17. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Ama bunu yapmadık.

18. Bilakis, hakkı, batılın üzerine fırlatırız, o da onun beynini parçalar, böylece batıl sönüp gider. (Allah’a) isnat ettiğiniz vasıflardan dolayı yazıklar olsun size!

19. Göklerde ve yerde kim varsa Allah’a aittir. O’nun katında bulunanlar, O’na kulluk etmekten büyüklenmezler ve usanmazlar.

20. Gece ve gündüz hiç durmadan O’nu tesbih ederler.

21. Yoksa onlar, yeryüzünde ilahlar edindiler de onlar mı ölüyü diriltecekler?

22. Oysa yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, yer de gök de bozulup giderdi. Hükümranlığın sahibi olan Allah, onların nitelemelerinden çok yücedir.

23. O, yaptığından hesaba çekilmez, fakat onlar hesaba çekilirler.

24. Yoksa, O’ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki:

‑Kesin belgenizi getirin! İşte bu, benimle beraber olanların ve benden öncekilerin uyarısıdır. Fakat, onların çoğu gerçeği bilmiyorlar, ama buna rağmen yüz çeviriyorlar.

25. Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki ona:

‑Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana kulluk edin! diye vahyetmiş olmayalım.

26. ‑Rahman, çocuk edindi, dediler. Haşa o bundan uzaktır. Aksine onlar değerli kullardır.

27. Sözleriyle onun önüne geçmezler ve yalnız O’nun emriyle iş yaparlar.

28. Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O’nun korkusundan tir tir titrerler. 29. Onlardan kim:

‑Allah’tan başka ben de ilahım! derse, Onu cehennemle cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.

30. İnkar edenler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat sağladık. Hala inanmayacaklar mı?

31.Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar, yollarını bulabilsinler diye orada geniş yollar yaptık.

32. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar, bundaki ayetlerden yüz çeviriyorlar.

33. Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Hepsi bir yörüngede yüzer.

34. Senden önce hiç bir insanı ölümsüz kılmadık. Sen öleceksin de onlar kalacaklar mı?

35. Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak sizi kötü ve iyi şeylerle deneriz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.

36. Kafirler seni gördüklerinde, ancak seninle alay ederler:

‑İlahlarınızı diline dolayan bu mu? derler, işte Rahman’ın zikrini/kitabını inkar edenler onlardır.

37. İnsan aceleci yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim, onun için acele etmeyin.

38. ‑Doğru söylüyorsanız bu vaat ne zamandır? derler.

39. O kafirler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi engelleyemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı keşke bilselerdi.

40. (Azap) onlara aniden gelecek ve onları dehşete düşürecektir. Onu geri çevirmeye asla güçleri yetmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.

41. Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş ama, alay edenleri, eğlendikleri şey mahvetmişti.

42. De ki:

‑Gece ve gündüz sizi Rahmandan kim koruyabilir? Buna rağmen onlar, Rablerinin zikrinden yüz çeviriyorlar.

43. Yoksa onları bizim alçaltmamızdan koruyacak ilahları mı var? Oysa o ilahları, kendilerine bile yardım edemezler. Bizden de bir yakınlık göremezler.

44. Evet, biz onlara da atalarına da geçimlikler verdik. Öyle ki, uzun süre yaşadılar. Şimdi onlar, yeri etrafından eksiltip durduğumuzu görmüyorlar mı? Onlar mı galip gelecekler?

45. De ki:

‑Sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Uyarıldıkları zaman ancak sağırlar çağrıyı işitmez.

46. Onlara Rabbinin azabından bir esinti dokunsa:

‑Eyvah, biz gerçekten haksızlık edenler idik, derler.

47. Kıyamet günü adalet terazileri kurarız. Hiç kimse bir haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi ağırlığınca bile olsa onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.

48. Musa ve Harun’a Sakınanlar için aydınlık zikir (öğüt) ve furkanı verdik.

49. Onlar, görmedikleri halde Rab’lerinden korkan ve kıyamet saatinden de sakınan kimselerdir.

50. İşte, bu da indirdiğimiz mübarek bir zikirdir. Şimdi bunu inkar mı ediyorsunuz?

51. Daha önce de İbrahim’e doğru yolu göstermiştik. Biz onu biliyorduk.

52. Babasına ve kavmine:

‑Kendilerine bağlandığınız bu heykeller nedir? demişti.

53.Onlar ise:

‑Atalarımızı onlara kulluk ederken bulduk, dediler.

54. ‑Hiç kuşkusuz siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorsunuz dedi.

55. ‑Bize gerçeği mi getirdin, yoksa bizimle eğleniyor musun? dediler.

56. ‑Hayır, sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları O yaratmıştır. Ben de bunu kesin olarak bilenlerdenim.

57. Allah’a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra putlarınıza bir tuzak kuracağım.

58. Sonunda İbrahim hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye sağlam bıraktı.

59. ‑İlahlarımıza bunu kim yaptı? Elbette o zalim biridir, dediler.

60. ‑İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk, dediler.

61. ‑Şahitlik etmeleri için onu halkın gözü önüne getirin, dediler.

62. Dediler ki:

‑Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ey İbrahim?

63. ‑Hayır, onu, şu büyükleri yapmıştır. Eğer, konuşabiliyorlarsa onlara sorun, dedi.

64. Bunun üzerine kendilerine gelip:

‑Siz, gerçekten haksızsınız dediler.

65. Sonra yine eski kafalarına döndüler ve:

‑Onların konuşamayacağını sen çok iyi bilirsin, dediler.

66. İbrahim:

‑O halde Allah’ı bırakıp da size hiç bir şekilde fayda ya da zarar vermeyen şeylere mi kulluk ediyorsunuz? dedi.

67. Yazıklar olsun size ve Allah’tan başka kulluk ettiklerinize, hiç aklınızı kullanmayacak mısınız?

68. ‑Eğer bir şey yapacaksanız, şunu yakın da, ilahlarınıza yardım edin, dediler.

69. ‑Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol! dedik.

70. ‑Ona bir tuzak kurmak istediler. Ama onları hüsrana uğrattık.

71. Onu da Lût’u da alemler için mübarek kıldığımız yere ulaştırıp, kurtardık.

72. Ve ona, İshak’ı, üstelik bir de Yakub’u bağışladık. Her ikisini de dürüst kimseler kıldık.

73. Onları emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler kılıp, onlara hayır işlemeyi, namazı kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.

74. Lut’a da hikmet ve ilim verdik. Onu çirkin iş yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar, yoldan çıkmış kötü bir toplum idi.

75. O’nu da rahmetimize dahil ettik. Çünkü o, iyi ve dürüst kimselerdendi.

76. Nuh’u da.. Hani o, daha önce dua etmişti de, biz de ona karşılık vermiştik. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

77. Ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım etmiştik. Çünkü onlar kötü bir toplum idi, bu sebeple onların hepsini suda boğmuştuk.

78. Davud ve Süleyman’ı da hatırla.. Hani onlar, bir grup insanın koyun sürüsünün içine girip yayıldığı ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların verdiği hükme de şahittik.

79. Onu Süleyman’a öğretmiştik. Her birine hikmet ve ilim verdik. Davud ile birlikte tesbih etsinler diye dağları ve kuşları hizmetine verdik. Bunları yapan biz idik.

80. O’na sizi savaşta koruması için zırh yapma sanatını öğrettik. Peki siz, şükrediyor musunuz?

81. Şiddetle esen rüzgarları da Süleyman’ın hizmetine sunmuştuk. Rüzgar onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliyorduk.

82. Denize dalan ve bundan başka işleri de gören şeytanları da ona boyun eğdirdik. Onları gözetenler de biz idik.

83. Eyyûb da:

‑Başıma bir bela geldi, sen merhametlilerin en merhametlisisin, diye yalvardığı zaman…

84. Onun duasını kabul etmiş ve sıkıntısını gidermiştik. Ona, ailesini ve onlarla beraber, katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir ibret olarak bir katını daha vermiştik.

85. İsmail, İdris ve Zülkifl de. Hepsi sabredenlerdendi.

86. Onları rahmetimize dahil etmiştik. Çünkü onlar doğrulardandı.

87. Zunnûna da.. Hani o, öfkeli olarak giderken, aleyhinde hüküm vermeyeceğimizi zannetmişti. Karanlıklar içinde seslendi:

‑Senden başka ilah yoktur, Sen tüm noksanlıklardan yücesin. Gerçekten ben, zalimlerden oldum.

88. Onun duasını kabul ettik. Onu üzüntüden kurtardık. İşte mü’minleri böyle kurtarırız.

89. Zekeriya da Rabbine:

‑Rabbim, beni tek başıma bırakma, sen mirasçıların en iyisisin, diye yalvarmıştı.

90. Onun duasını kabul etmiş ve ona Yahya’yı bağışlamış, eşini de doğum yapabilecek bir hale getirmiştik.

Onlar, hayırlarda yarışıyorlar, korku ve ümit ile bize dua ediyorlardı. Bize karşı son derece saygılı idiler.

91. Irzını koruyan (Meryem’e) de rahmetimizden üflemiş, onu da oğlunu da insanlığa bir belge kılmıştık.

92. İşte bu, sizin ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, o halde bana kulluk edin.

93. Aralarındaki işlerini paramparça ettiler. Hepsi bize dönecektir.

94. Kim de mü’min olarak doğruları yaparsa, onun çabası gözardı edilmeyecektir. Çünkü biz onu yazmaktayız.

95. Helâk ettiğimiz bir belde halkının da (bize) dönmemesi imkansızdır

96. Ne zaman ki Yecüc ve Mecüc serbest bırakılır, her tepeden ve dereden sel gibi akarlar.

97. İşte gerçek vaat yaklaşmıştır. İşte o zaman kafirlerin gözleri dehşetten bakakalır:

‑Eyvah bize, bundan önce biz gaflet içindeydik. Biz gerçekten zalim kimselerdik.

98. ‑Siz ve Allah’ı bırakıp da kulluk ettiğiniz şeyler, cehennemin odunusunuz. Oraya gireceksiniz.

99. Eğer onlar, ilah olsaydı oraya girmezlerdi. Ama hepsi orada ebedi kalacaklardır.

100. Orada inim inim inleyecekler ve hiçbir şey işitmeyeceklerdir.

101. (Yaptıklarına karşılık) Bizden iyilik ödülü kazananlar ise, onlar cehennemden uzak tutulur.

102. Onun uğultusunu duymazlar. Canlarının arzu ettiği şeyler içinde ebedi kalırlar.

103. O en büyük korku bile onları üzmez. Melekler onları:

‑Size söz verilen gün, işte bu gündür, diyerek karşılarlar.

104. Göğü kitap dürer gibi düreceğimiz gün, ilk defa yaratmaya başladığımız gibi yine onu tekrar ederiz. Söz veriyoruz, elbette bunu yapacağız.

105. Zikir (Tevrat)’den sonra Zebur’da da yeryüzüne salih kullarımın mirasçı olacağını yazmıştık.

106. Elbette bu (Kur’an’da) kulluk eden bir toplum için açık bir mesaj vardır.

107. Seni ancak insanlığa rahmet olarak gönderdik.

108. De ki:

‑Ancak bana, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Siz de ona teslim oldunuz mu?

109. Eğer yüz çevirirlerse de ki:

‑Size (gerçeği) doğru bir şekilde açıkladım. Size vaat edilenin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu bilmem.

110. Şüphesiz Allah, açığa vurulan sözü de gizlediğiniz sözü de bilir.

111. Bilemem, belki bu sizi denemek ve bir süreye kadar faydalandırmak içindir.

112. ‑Rabbim, dedi. Hak ile hükmet. Sizin nitelemenizden yardımına sığınılacak Rahman olan Rabbimiz-dir.

22. HAC SÛRESİ

(Ayetlerinin bir kısmı Mekke’de, bir kısmı ise Medine’de inen Hacc Sûresi, ismini 25. ayetten sonra işlenen konudan almıştır. 27. Ayette Haccın insanlara ilan edilmesi, mü’minlerin her yıl dünyanın dört bir yerinden gelerek adeta büyük bir kongre tertiplemeleri emredilmekte, Allah’ın Hacdaki simgeleri, nişâneleri üzerinde durmaktadır. 78 ayettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla ..

1. ‑Ey İnsanlar, Rabbinizden korkun, çünkü kıyamet sarsıntısı büyük bir şeydir.

2. Onu gördüğünüz gün, her emzikli emzirdiğini unutur, her hamile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş olmuş görürsün. Onlar sarhoş değiller, fakat Allah’ın azabı şiddetlidir.

3. Bazı insanlar bir ilme dayanmadan, Allah hakkında tartışıp durur ve her azgın şeytana tabi olurlar.

4. Şeytanın aleyhinde şöyle yazılmıştır: “Kim onu dost edinirse onu saptırır ve onu çılgın ateş azabına sürükler.”

5. ‑Ey insanlar, eğer, tekrar diriltileceğinizden bir şüpheniz varsa size açıkça gösterelim diye sizi topraktan yarattık, sonra spermden, sonra embriyodan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Dilediğimizi adı konmuş bir süreye kadar rahimlerde tutar ve sizi bebek olarak çıkarırız. Sonra siz yetişip, erginlik çağına gelirsiniz. Kiminizin canı alınır, kiminiz de bildiği şeyleri bilmez olsun diye ömrünün en düşkün dönemine ulaştırılır.

Yeryüzünü kupkuru görürsün de biz ona su indirince harekete geçer, kabarır ve her çeşit güzel bitkiyi çift çift bitirir ya…

6. İşte hakkın kendisi olan Allah, ölüleri de böyle diriltir. Çünkü O’nun her şeye gücü yeter.

7. Kıyamet saatinin geleceğinde ve Allah’ın kabirlerdekileri dirilteceğinde, hiç şüphe yoktur.

8. İnsanlardan, bir ilme dayanmadan, rehber ve aydınlatıcı kitabı olmadan Allah hakkında tartışanlar vardır.

9. Allah yolundan saptırmak için gururla salınıp, kasılır. Ona dünya hayatında rezillik vardır. Kıyamet günü de ona yakıcı azabı tattırırız.

10. ‑Bunlar, senin elinle yaptığının karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına karşı asla zulmedici değildir.

11. İnsanlardan, Allah’a bir uçurum kenarındaymış gibi kulluk edenler var. Eğer ona bir iyilik dokunursa, onunla tatmin olur. Eğer bir imtihana tabi tutularsa, yüz üstü döner. Dünya ve ahireti kaybeder.

İşte apaçık hüsran budur.

12. O, Allah’ın dışında kendisine zararı da faydası da dokunmayacak şeylere yalvarır. İşte en uzak sapıklık budur.

13. Kendisine zararı faydasından daha yakın olana yalvarır. Ne kötü yardımcı ne kötü yoldaş!

14. Allah, iman eden ve doğruları yapanları, alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. Şüphesiz Allah, ne isterse yapar.

15. Kim, Allah’ın dünyada ve ahirette ona yardım edemeyeceğini zannediyorsa, göğe bir ip uzatsın ve sonra kesiversin. Baksın, kurduğu düzen onun öfkesini giderebilecek mi?

16. Nitekim, Kur’an’ı apaçık belgeler olarak indirdik. Allah dilediğine doğru yolu gösterir.

17. Şüphesiz Allah, kıyamet günü iman edenler, Yahudiler, Sabiiler, Hıristiyanlar, Mecusiler ve müşrikler arasında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah her şeye şahittir.

18. Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, canlılar ve bir çok insanın Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun? Çoğu da azabı hak etmiştir. Allah kimi alçaltırsa onu yükseltecek yoktur. Allah, ne isterse yapar.

19. İşte bunlar Rab’leri hakkında tartışan iki hasımdır. İşte inkar edenler için ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üzerinden kaynar su dökülecektir.

20. Onunla karınlarındakiler ve derileri eritilir.

21. Onlar için demirden kamçılar vardır.

22. Her ne zaman oradaki kavurucu ateşten çıkmak isteseler yine oraya döndürülür ve:

‑Yakıcı azabı tadın, denir.

23. Allah, iman eden ve doğruları yapanları alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezik ve inciler takınırlar. Oradaki elbiseleri ise ipektir.

24. Sözün en güzeline yöneldiler. Hamd’e layık olanın yoluna yöneldiler..

25. Küfredenlere, Allah yolundan ve yerli olsun, yolcu olsun bütün insanlar için eşit kıldığımız Mescid‑i Haram’dan alıkoyanlara ve orada zulüm ile sapıklık isteyenlere acı bir azap tattırırız.

26. Hani İbrahim’e:

‑Bana hiç bir şeyi şirk koşma, tavaf edenler, kıyama duranlar, rükû ve secde edenler için Beytimi/evimi temiz tut, diye Kâbe’ nin yerini hazırlamıştık.

27. İnsanlar arasında haccı duyur. Yürüyerek ve uzak yollardan yorgun hayvanlar üstünde sana gelsinler.

28. Kendilerine faydalı olacak şeyleri görsünler, Allah’ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde, Allah’ın adını anarak kurban etsinler. Ondan hem siz yiyin hem de muhtaç durumdaki fakiri doyurun.

29. Sonra da temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt‑i Atik’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.

30. İşte böyle, kim Allah’ın haramlarına saygı gösterirse, Rabbinin katında bu onun iyiliğinedir. Size okunandan başka, diğer hayvanlar helal kılınmıştır. Öyleyse, putlardan gelen pisliklerden kaçının, aslı olmayan sözden de sakının.

31. Allah’a şirk koşmayan hanifler olun. Kim Allah’a şirk koşarsa, gökten düşüp de kuşların kaptığı veya rüzgarın uçuruma attığı kimseye benzer.

32. İşte böyle, kim Allah’ın nişanelerine saygı gösterirse elbette bu, kalplerin takvasından ileri gelir.

33. Onlarda sizin için belli bir süreye kadar faydalar vardır. Sonra Kurban yeri Beyti’l Atik (Kâbe)dir.

34. Her ümmete kurban ibadeti koyduk ki, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine onun adını ansınlar. Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Öyleyse ona teslim olun. Allah’ tan korkanları müjdele!

35. Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan bağışlarlar.

36. Kurbanlık develeri, sizin için Allah’ın nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onları keserken üzerlerine sadece Allah’ın adını anın. Kesilip yere düşünce onlardan yiyin. İsteyene de, istemeyene de yedirin. Şükredesiniz diye, onları işte böyle sizin emrinize sunduk.

37. Onların etleri ve kanları Allah’a ulaşmayacaktır. Fakat, O’na sizin takvanız ulaşacaktır. Size doğru yolu gösterdiği için Rabbinizin büyüklüğünü anın diye O, bunları sizin emrinize vermiştir. İyilik edenleri müjdele!

38. Şüphesiz Allah, iman edenleri savunur ve hiç bir hain kafiri sevmez.

39. Zulme uğrayan kimselere savaşmaları için izin verildi. Allah, onlara yardım etmeye elbette kadirdir.

40. Onlar, sadece “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için, haksız yere yurtlarından çıkartılmışlardır. Eğer Allah’ın insanların bir kısmını, bir kısmıyla bertaraf etmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın isminin çokça anıldığı mescitler yıkılıp giderdi. Allah, elbette ona yardım edenlere yardım eder. Şüphesiz Allah güçlüdür, kuvvetlidir.

41. Eğer onlara yeryüzünde imkan ve güç verirsek, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü yasaklarlar. İşlerin sonu Allah’a aittir.

42. Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan önce de Nuh, Ad ve Semud kavmi de yalanlamıştı.

43. İbrahim’in kavmi, Lut’un kavmi de.

44. Medyen halkı da. Musa da yalanlanmıştı. Kafirlere süre tanıdım; sonra da onları yakaladım. Beni inkar nasılmış?

45. Nice ülkeleri zalimlik ederken helak ettik. Şimdi, onlar tepetakla edilmiş, su kuyuları terkedilmiş ve sağlam sarayları bomboş kalmıştır.

46. Yeryüzünde dolaşmıyorlar ki kendisiyle akledecek kalpleri ve kendisiyle işitebilecek kulakları olsun?! Oysa, gözler kör olmuyor, fakat sinelerdeki kalpler köreliyor.

47. Senden, azabı acele getirmeni istiyorlar. Fakat Allah, verdiği sözden dönmez. Rabbi’nin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

48. Nice ülkeler vardır ki, zalim olmalarına rağmen ben, onlara süre tanıdım. Sonra da onları aldım. Dönüş banadır.

49. De ki:

‑Ey insanlar! Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım.

50. İman edip, doğruları yapanlara bağışlanma ve bol rızık vardır.

51. Ayetlerimizden alıkoymaya çalışanlara ise, işte onlar da alevli ateşin dostlarıdır.

52. Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki, bir şeyi arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmış olmasın. Ama Allah, şeytanın karıştırdığını giderir ve Allah, ayetlerini sağlamlaştırır. Allah bilendir, hakimdir.

53. Şeytanın karıştırdığı, kalplerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri denemek içindir. Zalimler, derin bir ayrılık içindedirler.

54. Kendilerine ilim verilenlerin, onun, Rabbinden gelen gerçek bir vahiy olduğunu bilip, ona inanmaları ve onunla gönüllerini bağlamaları içindir. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola iletir.

55. Kafirler ise, kendilerine o saat, ansızın gelinceye veya sonsuz bir günün azabı çatıncaya kadar ondan şüphe etmeye devam ederler.

56. O gün, mülk Allah’ındır. Aralarında hükmü, O verecektir. İman edip, doğruları yapmış olanlar nimet cennetlerindedir.

57. Kafir olup, ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlara, onlara alçaltıcı bir azap vardır.

58. Allah yolunda hicret edenler, sonra öldürülenler veya ölenler ise, Allah onları elbette güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Çünkü Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

59. Onları hoşlarına gidecek bir yere girdirecektir. Elbette Allah, bilmektedir, acele etmemektedir.

60. İşte böyle… Kim de kendisine yapılan haksızlığa o ölçüde karşılık verir, sonra yine kendisine saldırılırsa, elbette Allah ona yardım eder. Şüphesiz Allah, çok affedici ve çok bağışlayıcıdır.

61. İşte böyle, çünkü Allah, geceyi gündüze bağlar, gündüzü de geceye bağlar. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.

62. İşte bu, Allah’ın hakkın kendisi olması, O’nu bırakıp da başkalarına dua etmenin batıl olması sebebiyledir. Allah, yücedir, büyüktür.

63. Allah’ın gökten su indirmesiyle yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmüyor musun? Allah, çok lütufkar ve her şeyden haberdardır.

64. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Gerçekten Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övgüye layık olandır.

65. Allah’ın yeryüzündeki her şeyi ve denizde O’nun emri ile akıp giden gemileri hizmetinize verdiğini görmüyor musun?

O’nun izni olmadıkça, göğü yerin üzerine düşmemesi için tutuyor. Allah, insanlara karşı gerçekten çok şefkatli ve merhametlidir.

66. O’dur size hayat veren sonra sizi öldürecek, sonra da yeniden diriltecek olan. Fakat insan çok nankördür.

67. Her ümmete bir ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, yerine getirmeleri gereken iş hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine çağır/yalvar. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

68. Seninle tartışırlarsa:

‑Ne yaptığınızı, Allah daha iyi biliyor de!

69. Anlaşmazlığa düştüğünüz konularda Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir.

70. Allah’ın gökte ve yerde ne varsa bildiğini bilmiyor musun? Şüphesiz bu bir kitaptadır. Yine bu, Allah’a çok kolaydır.

71. Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında hiçbir belge indirmediği ve kendilerinin de hakkında bir bilgiye sahip olmadıkları şeylere kulluk ediyorlar. Zalimler için hiç yardımcı yoktur.

72. Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o kafirlerin yüzlerinden inkarı okursun. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki:

‑Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah onu kafirlere söz verdi. O, ne kötü sondur.

73. ‑Ey insanlar, Bir örnek veriliyor, onu dinleyin! Sizin Allah’tan başka yalvardığınız şeyler birleşseler bile bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu ondan kurtaramazlar. İsteyen de aciz, istenen de..

74. Onlar, Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Oysa Allah güçlüdür, azizdir.

75. Allah, meleklerden elçiler seçer, tabi insanlardan da. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir. 76. Onların önlerinde olanı da arkalarında olanı da bilir. Allah’adır işlerin dönüşü..

77. ‑Ey iman edenler! Rüku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin, hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.

78. Allah yolunda, ona layık olacak şekilde gayret gösterin.

O, sizi seçkin kıldı, Dinde üzerinize bir zorluk yüklemedi. Atanız İbrahim’in yoludur. Allah, bundan önce ve bunda (Kur’an’da) size “Müslüman” ismini vermiştir. Peygamber size şahit olsun, siz de insanlığa şahit olun diye. Öyleyse namazı kılın. Zekatı verin, Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin Mevlânız O’dur. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır !..