29 Nisan 2021

20. Cüz

ile arznet
20. Cüz: Neml: 56-93-Kasas,- Ankebt:1-45.

20. CÜZ

56. Kavminin cevabı, ancak şöyle demek oldu:

‑Lut Ailesini ülkenizden çıkarın, çünkü onlar pek temiz kalma meraklısı insanlarmış.

57. O’nu ve ailesini kurtardık, yalnız, geride kalanlardan olmasını takdir ettiğimiz karısı hariç.

58. O halkın üzerine (kahredici) bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötü… 

59. De ki:

‑Allah’a hamdolsun. Onun seçkin kullarına da selam! Allah mı hayırlıdır; yoksa, onların ortak koştukları mı?

60. Yoksa gökleri ve yeri yaratan, sizin için gökten su indiren mi var? Ki o suyla iç açıcı bahçeler yetiştirdik. Siz onun tekbir ağacını bile yetiştiremezsiniz.

‑Allah ile birlikte başka bir ilah mı var? Hayır, onlar şirke sapan bir toplumdur.

61. Yoksa yeryüzünü yerleşim yeri yapan, aralarında ırmaklar akıtan, orada sabit dağlar yerleştiren, iki deniz arasına engel koyan mı var?

‑Allah ile birlikte başka bir ilah mı? Hayır, Onların çoğu bilmiyorlar.

62.Yoksa, onlara dua ettiğinizde, darda kalana yardım eden, sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünde başkalarının yerine iktidara getiren mi var?

‑Allah ile birlikte bir başka ilah mı var?

Ne kadar az düşünüyorsunuz?!

63. Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol gösteren, rüzgârı rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen mi var?

‑Allah ile birlikte bir başka ilah mı var?

Allah, sizin ortak koşmanızdan çok yücedir.

64. Yoksa, yaratmayı başlatan, sonra onu yeniden yaratan ve size gökten ve yerden rızık veren mi var?

Allah ile beraber başka bir ilah mı var? Eğer söyledikleriniz doğruysa belgenizi getirin!, de.

 65. Yine de ki:

‑Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilemez. Onlar ne zaman diriltileceklerinin de farkında değillerdir.

66. Oysa onlara ahiret hakkında bilgi verilmiştir. Ama onlar, şüphe içindedirler ve belki de ona karşı kördürler.

67. İnkar edenler:

‑Biz ve atalarımız, toprak olduktan sonra (mezarlarımızdan) mı çıkarılacağız? dediler.

68. Bize de; daha önceki atalarımıza da bu vaat edilmişti. Ama bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.

69. ‑Yeryüzünde yürüyün ve bakın, günahkarların sonu nasıl olmuştur? de!

70. Onlar için üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme!

71. ‑Eğer, doğru söylüyorsanız, bu vaat ne zaman? derler.

72. ‑Acele istediğiniz şeyin bir kısmının peşinizde olması ümit edilir, de!

73. Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat, onların çoğu şükretmezler.

74. Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da elbette bilir.

75. Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

76. İşte bu Kur’an, İsrailoğullarına, hakkında ayrılığa düştüklerinin çoğunu anlatmaktadır.

77. Ve o, mü’minler için yol gösterici ve rahmettir.

78. Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. Güçlü ve bilgili olan O’dur.

79. Öyleyse Allah’a dayan! Sen, apaçık hak üzerindesin.

80. Sen, ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp gidenlere de çağrıyı işittiremezsin.

81. Sen, körleri sapıklıklarından doğru yola çıkaramazsın. Sen ancak ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. İşte Müslüman olanlar onlardır.

82. Onlara verilen söz gerçekleştiği zaman, yerden bir dabbe (canlı) çıkarırız da onlara konuşarak; insanların gerçekten ayetlerimize inanmadıklarını söyler.

83. Ve o gün, her ümmetten, ayetlerimizi yalanlayanları birer grup halinde toplayıp, bir araya getiririz. Onlar da toplanırlar.

84. Hepsi geldiği zaman:

‑Ayetlerimi iyice kavramadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa ne yapıyordunuz? der.

85. Zulmetmeleri sebebiyle hüküm giyecekler ve bir şey de diyemeyeceklerdir.

86. Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık; gündüzü de aydınlık kıldık. İşte bunda inanacak bir toplum için işaretler vardır.

87. Sur’a üfürüldüğü gün Allah’ın diledikleri dışında göklerde ve yerde kim varsa korkuya kapılır ve hepsi, boynu bükük bir halde ona gelirler.

88. Dağları görürsün de yerlerinde durduğunu sanırsın. Oysa onlar bulutlar gibi geçip giderler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın yapısıdır. O, yaptıklarınızdan haberdardır.

89. Kim iyilikle gelirse, orada onun için daha hayırlısı vardır. Onlar orada her türlü korkudan güvende olacaklardır.

90. Kim de kötülüklerle gelirse, yüz üstü cehenneme atılır.

‑Yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle mi karşılık göreceksiniz.

91. (De ki:)

‑Ben ancak, hürmetli kılınan bu şehrin Rabbi’ne kulluk etmekle emr olundum. Her şey O’nundur. Müslümanlardan olmakla emrolundum.

92. Kur’an’a tabi olmakla da… Kim doğru yola yönelirse, ancak kendisi için yönelir. Kim de saparsa, de ki:

‑Ben ancak bir uyarıcıyım!

93. Ve de ki:

‑Hamd Allah’a aittir. O, size ayetlerini gösterecek siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir.

 28. KASAS SÛRESİ

(Mekke döneminin sonlarına doğru indirilmiş olan Kasas Sûresi ismini 25. âyette geçen kassas (kıssa) sözcüğünden almıştır. Hz. Musa ve zulmün o günkü temsilcisi Firavunla mücadelesi bu sürede de tekrar edilmektedir. 88 ayettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla ..

1. Ta Sin Mim.

2. Bunlar, apaçık kitabın ayetleri.

3. Sana, Musa ve Firavun’un haberlerinden, inanan bir toplum için hakkıyla okuyacağız.

4. Firavun, ülkede hakimiyeti eline aldı ve halkı sınıflara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıf ve güçsüz bırakıyor, erkek çocuklarını, boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardan idi.

5. Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara iyilik etmek ve onları önderler yapmak ve onları oraya mirasçı kılmak istiyorduk.

6. Onları ülkeye yerleştirip, Firavun, Haman ve ordularının korktuklarını onlara göstermek istiyorduk.

7. Musa’nın annesine:

‑Onu emzir, onun için korktuğun zaman onu nehre at. Korkma ve üzülme. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız, diye vahyettik.

8. Firavun ailesi onu bulup aldılar. Sonunda onlara düşman ve başlarına dert olacaktı. Çünkü Firavun, Haman ve orduları suçlu idiler.

9. Firavun’un Karısı:

‑Benim de senin de gözün aydın olsun. Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar işin farkında değillerdi.

10. Musa’nın annesi kalbi bomboş olarak sabah etti. Mü’minlerden olması için kalbini pekiştirmemiş olsaydık neredeyse işi açığa vuracaktı.

11. Musa’nın kız kardeşine “Onu takip et” dedi. O da kimse farkına varmadan onu uzaktan gözetledi.

12. Daha önceden ona süt anneyi yasakladık. Kız kardeşi:

‑Size, ona bakacak ve onu iyi eğitecek bir aileyi göstereyim mi? dedi.

13. Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat, onların çoğu bilmezler.

14. Musa ergenlik çağına ulaşıp, olgunlaşınca, ona, anlayış ve bilgi verdik. İyileri işte böyle ödüllendiririz.

15. O halkın haberi olmadığı bir sırada şehre girdi ve kavga eden iki adam gördü. Birisi kendi tarafından, diğeri düşmanlarından idi. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı yardım istedi. Musa da ona bir yumruk vurdu, adam öldü.

‑Bu, şeytanın işindendir, O, apaçık yoldan saptıran bir düşmandır, dedi.

16. Rabbim, ben kendime zulmettim, Beni bağışla dedi. Allah da onu bağışladı. Nitekim O, bağışlayan ve merhamet edendir.

17. ‑Rabbim, bana verdiğin nimet için, artık asla günahkarlara destek olmayacağım dedi.

18. Şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün dün kendisinden yardım isteyen adam, yine feryat edip, yardım istiyordu. Musa ona:

‑Sen, azgının birisin, dedi.

19. Musa, kendilerinin düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince:

‑Ey Musa, dün birisini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen, ıslah edenlerden olmayı değil, ülkede bir zorba olmayı istiyorsun, dedi.

20. ‑Şehrin öteki ucundan bir adam koşarak geldi: “Musa, dedi. İleri gelenler seni öldürmek için görüşme yapıyorlar. Hemen çık git! Ben, senin iyiliğini isteyenlerdenim.

21. Bunun üzerine korku içinde etrafını gözetleyerek oradan çıkıp gitti.

‑Rabbim, dedi. Beni zalim kavimden kurtar.

22. Medyen tarafına yöneldiğinde: “Rabbimin bana doğru yolu göstermesini umuyorum.” dedi.

23. Medyen suyuna vardığı zaman, orada bir topluluğun hayvanlarını suladığını gördü. Onların aşağısında da iki kadının sürüsünü sudan uzak tuttuğunu gördü. Meseleniz nedir dedi?

‑Çobanlar suyun başından ayrılmadıkça biz sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı dediler.

24. Bunun üzerine Musa, onların hayvanlarını sulayıp, bir gölgeye çekilerek:

‑Rabbim, ben, bana indireceğin hayra muhtacım dedi.

25. Az sonra, iki kadından biri utana utana Musa’ya doğru yürüyüp geldi.

‑Babam bizim hayvanlarımızı sulamana karşılık sana ücret vermek için seni çağırıyor, dedi. Musa, onun yanına varınca başından geçenleri anlattı. O da:

‑Korkma, zalim kavimden kurtuldun. dedi.

26. Kızlarından biri:

‑Babacığım, onu ücretle çalıştır. Ücretle tutacağın kimselerin en iyisi, güçlü ve güvenilir olan kimsedir, dedi.

27. ‑Ben, sekiz yıl bana ücretle çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer bunu on yıla tamamlarsan, bu senden bir iyiliktir. Sana zorluk çıkarmak istemem. İnşallah beni, iyi ve dürüst kimselerden bulacaksın, dedi.

28. Musa da:

‑Bu, benimle senin arandadır. Bu iki süreden hangisini yerine getirirsem, bana bir haksızlık edilmesin. Allah, söylediklerimize vekildir, dedi.

29. Musa, süreyi doldurunca ailesi ile birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateşe gözü ilişti. Ailesine dedi ki:

‑Durun, ben bir ateş gördüm. Belki ondan size bir haber veya ısınmanız için bir kor parçası getiririm.

30‑31. Musa oraya vardığında, mübarek beldede, vadinin sağ tarafından bir ağaçtan:

‑Ey Musa! Ben, Alemlerin Rabbi Allah! Değneğini yere at, diye ses geldi. Değneğin bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı.

‑Ey Musa, gel, korkma, sen güven içindesin.

32. Elini koynuna sok, kusursuz bembeyaz çıksın. Korkudan gevşeyen kollarını kendine çek. İşte bunlar, Firavun ve çevresine karşı Rabbinin iki belgesidir. Onlar, yoldan çıkmış bir toplumdur.

33. ‑Rabbim, dedi. Ben onlardan bir kişiyi öldürdüm. Bunun için beni öldürmelerinden korkuyorum.

34. Kardeşim Harun’un dili benden daha açık. Onu da benimle gönder bana destek ve tasdik edici olsun. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.

35. ‑Seni kardeşinle güçlendireceğiz, dedi. Ve size mucizelerimizle, onların ulaşamayacağı bir üstünlük vereceğiz. Siz ve size tabi olanlar galip geleceksiniz.

36. Musa onlara apaçık ayetlerimizle gittiği zaman:

‑Bu, uydurma sihirden başka bir şey değildir. Biz, bunu önceki atalarımızdan da işitmedik, dediler.

37. ‑Rabbim, kimin kendi katından doğru yolu göstermek için getirdiğini ve ülkenin sonunda kimin olacağını daha iyi bilir. Zalimler asla kurtuluşa eremezler dedi.

38. Firavun da:

‑Ey ileri gelenler, sizin için benden başka ilah tanımıyorum. Ey Hâman! Çamur üzerine benim için bir ateş yak ve bana bir kule yap. Belki Musa’nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum, dedi.

39. O ve orduları, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş ve bize döndürülmeyeceklerini sanmışlardı.

40. Bu sebeple biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize atıverdik. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

41. Onları, ateşe çağıran önderler yaptık. Kıyamet günü ise onlara yardım olunmayacaktır.

42. Bu dünyada da peşlerine lanet taktık. Kıyamet günü de onlar, iğrenç kimselerden olacaklardır.

43. Önceki nesilleri helak ettikten sonra, belki düşünürler diye insanlar için belgeler, doğru yolu gösterici ve rahmet olarak Musa’ya kitap vermiştik.

44. Musa’ya emir verdiğimizde sen batı tarafında değildin. Gözünle de görmedin.

45. Fakat, biz, birçok nesiller türettik. Onlar da uzun süre yaşadılar. Nitekim sen, Medyen halkı içinde kalmadın onlara ayetlerimizi okumuş da değildin. Ama onları biz gönderiyorduk.

46. (Musa’ya) seslendiğimiz zaman Tur’un yakınında da değildin. Fakat bu kendilerine senden önce bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu belki düşünürler diye uyarman için Rabbinden bir rahmettir.

47. Elleriyle yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: “Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup mü’minlerden olsaydık” derler diye…

48. Onlara, katımızdan hak geldiği zaman:

‑Musa’ya verilenin bir benzeri de ona verilmeli değil miydi? dediler. Daha önce Musa’ya verileni inkar etmemişler miydi?

‑Birbirini destekleyen iki sihirbaz, biz, onların hiç birini tanımıyoruz, demediler mi?

49. De ki:

‑Eğer doğru ve samimi iseniz, Allah katından bu iki kitaptan daha doğru bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım.

50. Eğer sana cevap veremezlerse, bil ki onlar, ancak arzularına tabi oluyorlar. Allah’ın gösterdiği doğru yolu bırakıp da arzularının peşinden giden kimseden daha sapık kim vardır? Şüphesiz Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.

51. Andolsun ki, belki düşünürler diye, onlar için sözü ard arda bildirdik.

52. Daha önce kendilerine kitap verdiklerimiz buna da inanırlar.

53. Onlara okununca derler ki:

‑Ona iman ettik, çünkü o Rabbimizden gelen gerçektir. Biz önceden de Müslüman idik.

54. İşte bunlara mükafatları iki kat verilir. Çünkü sabrederler ve onlar kötülüğü iyilikle savarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar.

55. Boş söz işittiklerinde, ondan yüz çevirirler.

‑Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size… Size selam olsun, bizim cahillerle işimiz yoktur, derler.

56. Sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin. Fakat, Allah, dilediğini doğru yola iletir. Çünkü hidayete layık olanları en iyi o bilir.

57. ‑Eğer, seninle birlikte doğru yolu tutacak olursak, ülkemizden sürülürüz, dediler. Oysa biz, onları katımızdan rızık olarak verdiğimiz ürünlerin gelip toplandığı emin ve saygın bir yere yerleştirmedik mi? Fakat, onların çoğu bilmezler.

58. Biz, geçim bolluğu içinde yaşamış fakat, hakkı kabul etmemiş nice şehirleri helak ettik. İşte yerleri, onlardan sonra orada çok az oturan oldu. Onların mirasçısı biz olduk.

59. Rabbin, kentlerin ana noktasında onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermeden helak edecek değildir. Biz, halkı zalim olan beldelerden başkasını helak edici değiliz.

60. Size verilen her şey dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah’ın yanında olanlar ise daha iyi ve kalıcıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz?

61. Kendisine, güzel bir vaatte bulunduğumuz ve buna ulaşan kimse, dünya hayatının geçimliğinden yararlandırdığımız, sonra kıyamet günü hüsrana uğrayacak olan kimse gibi olur mu?

62. O gün, Allah onlara seslenerek:

‑İddia ettiğiniz ortaklarım nerede? der.

63. Hüküm aleyhlerinde gerçekleşmiş olanlar:

‑Rabbimiz, işte azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaştık, sana geldik. Zaten onlar bize de kulluk etmiyorlardı, dediler.

64. ‑Ortaklarınızı çağırın, denir. Onları çağırırlar. Fakat onlara cevap veremezler, Çünkü azabı görmüşlerdir, keşke doğru yola girmiş olsalardı.

65. O gün Allah, onlara seslenerek:

‑Peygamberlere ne cevap verdiniz? der.

66. O gün, bütün duyuları körleşir; birbirleriyle bile konuşamazlar.

67. Tevbe eden, inanıp, doğruları yapan kimseye gelince, onun kurtuluşa erenlerden olması umulur.

68. Rabb’in, dilediğini yaratıp, seçer. Onların seçme hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.

69. Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

70. Allah O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’nadır. Hakimiyet de O’nundur. Ve O’na döndürüleceksiniz.

71. De ki:

‑Allah, kıyamet gününe kadar geceyi üzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan başka hangi ilah size bir ışık getirebilir? Hala, anlamıyor musunuz?

72. De ki:

‑Allah, kıyamet gününe kadar gündüzü üzerinizde devamlı kılsaydı; Allah’tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz geceyi geri getirebilir? Hala, görmüyor musunuz?

73. Geceyi ve gündüzü, dinlenmeniz ve lütfundan rızık aramanız için ve de şükredesiniz diye kendi rahmetiyle meydana getirdi.

74. O gün, onlara seslenip:

‑İddia ettiğiniz ortaklarım nerede? der.

75. Her toplumdan bir şahit çıkarırız ve:

‑Haydi delillerinizi getirin! deriz. İşte o zaman gerçeğin Allah’a ait olduğunu anlarlar. Uydurmuş oldukları şeyler onlardan kaybolup gider.

76. Karun, Musa’nın kavminden idi; ama onlara karşı azgınlık etti. Ona güçlü bir sürü adamın anahtarlarını taşımakta zorluk çektiği hazineler vermiştik. Kavmi ona:

‑Şımarma, çünkü Allah, şımarıkları sevmez, demişti.

77. Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara, dünyadaki nasibini de unutma. Allah sana nasıl verdiyse, sen de başkalarına ver. Yeryüzünde fesat çıkarmaya kalkışma! Allah, bozguncuları sevmez.

78. ‑Bunlar bana, Ancak bilgim sayesinde verilmiştir, dedi. O bilmiyor mu ki Allah, ondan önce, kendisinden daha güçlü ve toplulukça daha çok olan nice nesilleri helak etti? Günahkarlara suçları sorulmaz.

79. Kavminin karşısına süslü takılarıyla çıkmıştı. Dünya hayatını isteyenler:

‑Keşke Karun’a verilen gibi bize de verilseydi. O, gerçekten çok şanslı demişlerdi.

80. Kendilerine ilim verilenler ise:

‑Yazıklar olsun size, iman eden ve doğruları yapanlar için Allah’ın sevabı daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşur, demişlerdi.

81. Karun’u da, sarayını da yerin dibine geçirdik. O’na, Allah’a karşı yardım edecek kimse de yoktu. Kendi kendini de kurtaramadı.

82. Daha dün, onun yerinde olmayı arzu edenler:

‑Vay, demek ki, Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor ve dilediğininkini daraltıyormuş. Allah’ın bize nimetleri olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay, demek ki inkarcılar kurtuluşa eremezlermiş, demeye başladılar.

83. İşte ahiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyen ve bozgunculuk istemeyenlere veririz. Sonuç, takva sahiplerinindir.

84. Kim iyilik getirirse, ona daha hayırlısı vardır. Kim de kötülük getirirse, o kötülükleri işleyenler, ancak yaptıklarının cezasını görürler.

85. Kur’an’ı (okumayı) sana farz kılan, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki:

‑Kimin doğru yolda, kimin de apaçık sapıklıkta olduğunu en iyi Rabbim bilir.

86. Sen, kitabı sana indireceğimizi ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmettir. Öyleyse inkarcılara arka çıkma.

87. Allah’ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbine yalvar, müşriklerden olma!

88. Allah ile birlikte bir başka ilaha yalvarma. Çünkü O’ndan başka ilah yoktur. Her şey yok olacak, yalnızca O (nun tarafı) kalacaktır. Hakimiyet O’nundur. O’na döndürüleceksiniz.

29. ANKEBÛT SÛRESİ

(Ankebut sûresi, Mekke döneminin en son inen sûrelerindendir; bazı ayetleri Medine döneminde indirilmiştir. Anke-but, örümcek demektir. Bu adı, 41. ayette geçen örümcek evi misalinden almıştır. 69 ayettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla ..

1. Elif Lâm Mîm.

2. İnsanlar “iman ettik” demekle, bir imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sanıyorlar.

3. Biz, onlardan öncekilerini de imtihan ettik. Allah, elbette doğruları bilir. Ve elbette yalancıları da bilir.

4. Yoksa kötülük yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sanıyorlar. Ne kötü hüküm veriyorlar.

5. Kim Allah’a kavuşmayı umarsa, şüphesiz Allah’ın belirlediği süre gelecektir. O işitendir bilendir.

6. Kim, cihat ederse, ancak kendisi için cihat eder, çünkü Allah’ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur.

7. İman edip, doğruları yapanların, kötülüklerini elbette örteceğiz ve onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendireceğiz.

8. İnsana, anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Eğer seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan, şeyi bana şirk koşman için zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme! Dönüşünüz banadır. İşte o zaman size ne yapmış olduğunuzu haber vereceğim.

9. İman edenleri ve doğruları yapanları elbette iyi kimselerin arasına katacağız.

10. İnsanlardan “Allah’a iman ettik” deyip, O’nun uğrunda bir eza gördükleri zaman, insanların eziyetini Allah’ın azabıyla bir tutanlar vardır. Rabbinden bir yardım gelecek olursa, hemen “Biz sizinle beraberdik” derler. Allah, herkesin kalbinde ne olduğunu en iyi bilen değil mi?

11. Allah, elbette iman edenleri biliyor ve elbette münafıkları da biliyor.

12. İnkarcılar, mü’minlere derler ki:

‑Bizim yolumuza uyun, sizin günahınızı da biz taşıyalım. Onların günahlarından hiçbir şey taşıyacak değillerdir. Onlar, yalancıdırlar.

13. Onlar, kendi günahlarını ve kendi günahlarıyla beraber başka günahları da taşırlar. Kıyamet günü de uydurduklarından hesaba çekilirler.

14. Nuh’u kavmine göndermiştik. Onların arasında bin seneden elli sene eksik yaşadı. Sonunda, zalimlik ederlerken onları yakaladık.

15. Nuh’u ve gemide bulunanları kurtardık; bunu insanlığa bir ibret kıldık.

16. Hani, İbrahim de kavmine şöyle demişti:

-Allah’a kulluk edin ve O’ndan korkun! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

17. Siz, Allah’ı bırakıp, ancak uydurarak yarattığınız putlara kulluk ediyorsunuz. Allah’tan başka kulluk ettikleriniz size bir rızık sağlayamazlar, rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin, O’na şükredin. O’na döndürüleceksiniz.

18. Eğer yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Peygamberin görevi apaçık duyurudan başka bir şey değildir.

19. Görmüyorlar mı ki Allah yaratmaya nasıl başlıyor. Sonra onu nasıl tekrar yeniliyor? Bu, Allah için çok kolaydır.

20. De ki:

‑Yeryüzünde gezin ve yaratmanın nasıl başladığını, sonra Allah’ın onu yeni bir yaratışla nasıl yarattığına bakın. Kuşkusuz, Allah’ın her şeye gücü yeter.

21. O dilediğine azap eder, dilediğine rahmet eder. O’na döndürüleceksiniz.

22. Sizin, yerde de gökte de kaçacak bir yeriniz yoktur. Sizin Allah’tan başka sahibiniz de, yardımcınız da yoktur.

23. Allah’ın ayetlerini ve Onunla buluşmayı inkar edenler, onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte bunlar için çok acı bir azap vardır.

24. İbrahim’in kavminin cevabı:

‑Onu öldürün, veya onu ateşte yakın! demekten başka bir şey  olmadı. Allah ise onu ateşten kurtardı. İşte bunda inanacak bir toplum için ibretler vardır.

25. İbrahim şöyle demişti:

‑Dünya hayatında siz Allah’ı bırakıp, aranızdaki sevgi ve dostluk yüzünden putlara taptınız. Sonra kıyamet günü birbirinizi tanımayacak ve birbirinize lanet edeceksiniz. Barınağınız ateştir. Sizin için hiç bir yardımcı da yoktur.

26. Lut da İbrahim’e iman etmişti:

‑Ben, Rabbime hicret ediyorum, çünkü, O, güçlüdür, hakimdir, demişti.

27. İbrahim’e, İshak ve Yakub’u bağışladık; soyuna peygamberlik ve kitap verdik. O’na dünyada mükafatını verdik, O, ahirette de iyilerdendir.

28. Lut, kavmine şöyle demişti:

‑Siz, toplumlardan hiç birinin sizden önce yapmadığı bir fuhşu işliyorsunuz.

29. Siz, erkeklere yanaşıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda kötü şeyler yapıyorsunuz, öyle mi? Kavminin cevabı ise:

‑Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize Allah’ın azabını getir, demekten başka bir şey değildi.

30. Lut:

‑Rabbim, fesatçı kavme karşı bana yardım et! dedi.

31. Elçilerimiz, müjde ile İbrahim’e geldikleri zaman:

‑Biz, şu beldeyi helak edeceğiz, çünkü oranın halkı zalimdir, dediler.

32. İbrahim:

‑Fakat orada Lut var, dedi.

‑Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız, karısı hariç. O geride kalanlardandır, dediler.

33. Elçilerimiz, Lut’a geldiklerinde, onlar sebebiyle kötülenmiş ve içi daralmıştı.

‑Korkma ve üzülme! Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Geride kalanlardan olan karın hariç.

34. Biz, bu belde halkına, yoldan saptıkları için gökten bir azap indirecek olanlarız.

35. Aklını kullanabilen bir toplum için, onlardan apaçık bir belge bırakmışızdır.

36. Medyen’e de kardeşleri Şuayb’i gönderdik:

‑Ey kavmim, dedi. Allah’a kulluk edin ve ahiret gününü bekleyin, Yeryüzünde bozgunculuk yapıp, kargaşa çıkarmayın!

37. Ama onu yalanladılar, bunun üzerine onları korkunç bir sarsıntı yakaladı ve oldukları yerde yapışıp kaldılar.

38. Ad ve Semud kavimlerini yok ettik. Onların meskenlerinden bu apaçık size belli olmuştur. Şeytan, onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar gerçeği görebilirlerdi.

39. Karunu, Firavun’u ve Haman’ı (helak etti.) Musa, onlara belgelerle gelmişti. Fakat yeryüzünde büyüklendiler ama ileri gidemediler.

40. Hepsini günahlarıyla birlikte yakaladık. Onlardan kiminin üzerine taş savuran kasırga gönderdik. Kimini bir çığlık yakaladı. Kimini de yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

41. Allah’tan başka veliler edinenlerin durumu kendine bir ev yapan örümceğe benzer. Evlerin en çürüğü örümceğin evidir. Keşke bilselerdi.

42. Allah, kendisinden başka ne tür şeylere dua ettiklerini bilir. O güçlüdür hakimdir.

43. İşte, insanlar için verdiğimiz örnekler, ama onları bilgi sahiplerinden başkaları anlamaz.

44. Allah, gökleri ve yeri hakkıyla yarattı. İnananlar için bunda deliller vardır.

45. Sana vahyolunan kitabı oku! namazı kıl. Çünkü namaz, ahlaksızlıktan ve kötülükten alıkor. Elbette Allah’ın zikri/kitabı en büyüktür. Allah, yaptıklarınızı bilir.