30 Nisan 2021

21. Cüz

ile arznet
21. Cüz: Ankebut: 46-69 – Rum- Lokman – Secde – Ahzab: 1-30

21. CÜZ

46. Kitap ehli ile en güzel şekilde mücadele et. Ancak onlardan zalim olanlar hariç. Onlara şöyle deyin:

‑Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da birdir. Biz ona teslim olanlarız.

47. İşte sana böyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona inanırlar. Bunlardan da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi kafirlerden başkası bile bile inkar etmez.

48. Daha önce sen, hiç bir kitap okumuş değildin. Onu sağ elinle de yazmadın, öyle olsaydı, batılcılar şüphe ederlerdi.

49. Hayır, O, bilgi verilen kimselerin gönüllerinde olan apaçık belgelerdir. Belgelerimizi zalimlerden başkası bile bile inkar etmezler.

50. ‑O’na, Rabbinden bir mucize indirmeli değil miydi? dediler. De ki:

‑Mucizeler sadece Allah’ın yanındadır. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!

51. Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız, onlara yetmez mi? Çünkü onda inanacak bir toplum için rahmet ve öğüt vardır.

52. De ki:

‑Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanı bilir. Batıla inananlar ve Allah’ı tanımayanlar ise, işte onlar, hüsrana uğrayacak olanlardır.

53. Senden acele azap istiyorlar. Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı elbette onlara hemen azap gelirdi. Azap onlara haberleri olmadıkları bir sırada ansızın gelecektir.

54. Senden azabın acele gelmesini istiyorlar. Oysa, cehennem kafirleri çepeçevre kuşatacaktır.

55. Azap onları üstlerinden ve ayaklarının altından bürüdüğü gün, Allah:

‑Yaptığınızın cezasını tadın, der.

56. ‑Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir. Öyleyse yalnız bana kulluk edin.

57. Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra da bize döndürüleceksiniz.

58. İman edenleri ve doğruları yapanları alt yanından ırmaklar akan cennetin yüksek yerlerine yerleştireceğiz. Hep orada kalacaklar. Görevlerini yapanların mükafatı ne güzel.

59. Ki onlar, sabrettiler ve Rab’ lerine dayanmaktadırlar.

60. Nice canlılar var ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Allah, onları da rızıklandırır, sizi de. İşiten ve bilen O’dur. 61. Eğer onlara:

‑Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve Ayı kim emrine boyun eğdirdi? diye sorsan, elbette:

‑Allah! derler. De ki:

‑O halde nasıl aldatılıyorsunuz?

62. Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletir, dilediğininkini belli bir ölçüyle verir. Allah her şeyi bilir.

63. Onlara:

‑Gökten su indirip, onunla kurumuş yeryüzüne hayat veren kimdir? diye sorsan: “Allah!” derler. De ki:

‑Hamd Allah’adır. Oysa, onların çoğu akıllarını kullanmıyorlar.

64. Bu dünya hayatı, bir eğlence ve bir oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, gerçek hayat odur. Bilmiş olsalardı…

65. Gemiye bindikleri zaman, dini kendisine has kılarak Allah’a dua ederler. Onları kurtarıp, karaya çıkardığı zaman hemen şirk koşarlar.

66. Kendilerine verdiklerimize nankörlük edip, dünyada geçinip gitsinler bakalım, yakında öğrenecekler.

67. Görmüyorlar mı ki, etraflarındaki insanlar, birbirini boğazlarken, biz Harem’e emniyet verdik. Hâlâ, batıla inanıp, Allah’ın nimetlerine nankörlük mü edecekler?

68. Allah hakkında yalan uydurandan veya hak geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir?

Kafirler için cehennemde kalacak yer mi yok?!

69. Bizim için cihad edenlere yollarımızı açarız. Şüphesiz Allah, iyi kimselerle beraberdir.

30. RÛM SÛRESİ

(Mekke Döneminde inmiştir. İranlılarla Doğu Romalılar arasında yapılan savaşa atıfta bulunarak başladığı için bu adı almıştır. 60 ayettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla ..

1. Elif Lâm Mîm.

2. Rumlar pek yakın yerde yenilgiye uğradılar.

3. Yenilgiden sonra galip geleceklerdir.

4. Birkaç yıl içinde.. Eninde sonunda emir Allah’ındır. O gün, mü’minler sevinecektir.

5. Allah’ın yardımıyla… Allah, dilediğine yardım eder. O, güçlüdür, merhametlidir.

6. Bu Allah’ın sözüdür. Allah, sözünden asla dönmez. Fakat, insanların çoğu bunu bilmez.

7. Onlar, dünya hayatının görünüşünü bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir.

8. Kendi kendilerine hiç düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri ancak hak ile ve belirli bir süre için yaratmıştır. İnsanların çoğu, Rab’lerinin huzuruna çıkacaklarını inkar ederler

9. Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önceki kimselerin akıbetinin nasıl olduğuna bir baksınlar? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı sürmüşler, onu, bunların imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara peygamberleri belgelerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmetmiş değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

10. Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eğlence edinerek kötülükler yapanların akıbeti de kötü olmuştur.

11. Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu yeniler, sonra da ona döndürülürsünüz.

12. Kıyametin koptuğu gün, suçlular susup kalacaklardır.

13. Onların ortak koştuklarından kendilerine şefaat edecek kimse olmayacak ve ortaklarını da tanımayacaklardır.

14. Kıyamet koptuğu gün, işte o gün insanlar grup grup olurlar.

15. Eğer, iman etmiş, doğruları yapmış kimseler iseler, bir cennet bahçesinde neşelenirler.

16. Ya birde inkar etmiş ve ayetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalanlamış olanlar ise; işte onlar da azap içinde hazır tutulurlar.

17. Akşamleyin ve sabahleyin Allah’ı tesbih edin.

18. Göklerde ve yerde hamd kendisine ait olanı yatsı ve öğle vakitlerinde de (tesbih ve hamd edin).

19. O, cansızdan canlıyı çıkarır. Canlıdan da cansızı çıkarır. Ölümünden sonra toprağa hayat verir. İşte siz de böyle çıkartılacaksınız.

20. Sizi topraktan yaratmış olması O’nun ayetlerindendir. Sonra siz, insan olarak yeryüzünde yayılırsınız.

21. Size kendi nefsinizden huzura kavuşabilesiniz diye eşler yaratıp, aranıza sevgi ve merhamet koyması da onun ayetlerindendir. Bunda, düşünen toplum için ayetler vardır.

22. Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da onun ayetlerindendir. Bunda da bilenler için işaretler vardır.

23. Gece uyumanız, gündüz de onun nimetlerini aramanız da onun işaretlerindendir. Bunda da kulak veren bir toplum için işaretler vardır.

24. Size korku ve ümit veren şimşeği göstermesi, gökten su indirmesi, onunla yeryüzünü kurduktan sonra tekrar canlandırması da onun işaretlerindendir. Bunda da aklını kullanan bir toplum için işaretler vardır.

25. Emri ile göğün ve yerin ayakta durması da Onun işaretlerindendir. Sonra sizi yeryüzünden, katına bir davetle çağırdığı zaman hemen çıkarsınız.

26. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Hepsi O’na boyun eğmiştir.

27. O, önce yaratan, sonra onu tekrarlayacak olandır. Bu O’na çok kolaydır. Göklerde ve yerde en üstün sıfatlar O’nundur. O, güçlüdür, hakimdir.

28. Allah, size kendinizden örnek veriyor. Emriniz altında olan köleleri, size verdiğimiz rızıklara eşit olarak ortak eder misiniz? Kendiniz için çekindikleriniz gibi onlar için de çekinir misiniz? İşte ayetleri aklını kullanan bir toplum için böyle açıklıyoruz.

29. Hayır, O zalimler bilgisizce kendi arzularına uymuşlardır. Allah’ın sapıklıkta bıraktığı kimseye, kim yol gösterir? Onların hiç bir yardımcısı yoktur.

30. Hanif olarak yönünü dine çevir. Allah insanları yarattığında onun üzerinde yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında bir değişiklik olamaz. İşte dosdoğru din! Fakat, insanların çoğu bilmezler.

31. O’na ihlasla yönelin, O’ndan korkun ve namazı kılın ki müşriklerden olmayın.

32. Dinlerini parçalayan ve kendileri de grup grup olanlardan (olmayın). Her grup kendi yanında olanlarla sevinir.

33. İnsanların başına bir sıkıntı gelse, Rab’lerine dönüp yalvarırlar, sonra onlara rahmetinden tattırınca, onlardan bir kısmı hemen Rab’lerine şirk koşarlar.

34. Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler bakalım, haydi biraz daha geçinin. Yakında bilip anlayacaksınız.

35. Yoksa, onlara ortak koştukları hakkında bilgi veren deliller mi indirdik?

36. İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinirler; ve eğer kendi yaptıkları yüzünden bir kötülük dokunursa hemen ümitsizliğe düşerler.

37. Görmüyorlar mı ki, Allah dilediğinin rızkını genişletiyor, dilediğininkini daraltıyor. İnanan bir toplum için bunda deliller vardır.

38. Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bu, Allah’ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erenler işte onlardır.

39. Başkalarının malı ile artsın diye faize verdiğinizin Allah katında bereketi yoktur. Fakat, Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekat böyle değildir. Kat kat artıranlar işte bunlardır.

40. Allah, sizi yarattı, sonra rızıklandırdı, sonra sizi öldürecek, sonra sizi diriltecektir. Ortak koştuklarınızdan, bunlardan herhangi bir şeyi yapan var mıdır? O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.

41. İnsanların kendi elleriyle kazandıkları yüzünden karada ve denizde karışıklık çıkmıştır. Bu, belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmının azabını tattırmak içindir.

42. De ki:

-Yeryüzünde gezin de daha öncekilerin akıbeti nasıl olmuş, bir bakın! Onların çoğu müşrik idi.

43. Kimsenin geri çeviremeyeceği, Allah’ın o günü gelmeden önce yüzünü dine döndür. O gün insanlar bölük bölük olurlar…

44. Kim inkar ederse, kafirliği kendisinedir. İyi ve dürüst hareket edenler ise, kendilerine iyi bir yer hazırlamış olurlar.

45. Bu, iman edip, doğru hareket edenleri lütfundan ödüllendirmek içindir. Şüphesiz O, kafirleri sevmez.

46. Onun ayetlerinden birisi de, size rahmetinden tattırması için emri ile gemileri yüzdürüp, lütfundan aramanız için rüzgarları müjdeci olarak göndermesidir. Olur ki şükredersiniz!

47. Senden önce de nice peygamberleri toplumlarına göndermiştik de onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Suç işleyenlerin cezasını vermiştik. Mü’ minlere yardım etmek borcumuzdur.

48. Rüzgarları gönderip, bulutları hareket ettiren, onu gökte istediği gibi yayan ve küme küme eden Allah’tır. Sonunda sen aralarından yağmurun çıktığını görürsün; kullarından dilediğine yağmuru indirdiği zaman onlar hemen sevinirler.

49. Halbuki onlar yağmur yağmadan önce suskunluk içinde idiler.

50. Allah’ın rahmetinin eserine bir bak, yeryüzünü kuruduktan sonra nasıl canlandırıyor. İşte ölüleri de böyle diriltecektir. O’nun her şeye gücü yeter.

51. Bir rüzgar göndersek de yeşillikleri sararttığımızı görseler hemen bunun ardından nankörlüğe başlarlar.

52. Sen, ölüye sesini duyuramazsın, arkasını dönüp gittiği zaman sağırlara çağrını duyuramazsın.

53. Körleri de sapıklıklarından doğru yola iletemezsin. Sen, ancak ayetlerimize inananlara sesini duyurabilirsin. Çünkü onlar teslim olmuşlardır.

54. Allah, sizi zayıf olarak yaratmış, sonra bu zayıflığın ardından güç vermiş, sonra gücün ardından zayıflık ve ihtiyarlık vermiştir. O, dilediğini yaratır. O, bilgili ve güçlüdür.

55. Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte böyle yalan söylerlerdi.

56. Kendilerine bilgi ve iman verilmiş olanlar:

‑Siz, Allah’ın kitabında yazılı olan diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu diriliş günüdür. Fakat siz, bilmiyordunuz, derler.

57. İşte o gün, zulüm edenlerin mazeretleri bir fayda sağlamaz. Onlardan hiç bir şey de istenmez.

58. Gerçekten, bu Kur’an’da insanlar için her türlü örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen bile, inkarcılar:

‑Siz, ancak batıl şeyleri ileri sürenlersiniz derler.

59. Allah, anlayışsızların kalplerini işte böyle mühürler.

60. Öyleyse sen, sabret, kuşkusuz Allah’ın vaadi haktır. Gerçeği göremeyenler sakın seni hafife almasınlar.

31. LOKMAN SÛRESİ

(Mekke Döneminin ortalarında indirilen Lokman sûresi ismini 12‑19. âyetlerden almaktadır. Bu âyetlerde babanın çocuğuna verdiği hikmet dolu öğütler vardır. 34 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Elif, Lam, Mim. 2. İşte bu, hikmetli kitabın ayetleri.

3. İyiler için yol gösterici ve rahmettir.

4. Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen inananlardır.

5. İşte onlar, Rab’lerinin doğru yolu üzerindedirler, dolayısıyla kurtuluşa ereceklerdir.

6. İnsanlardan öyleleri var ki, bilgisiz oldukları halde sadece Allah yolundan saptırmak için boş sözleri satın alırlar ve onu eğlence edinirler. İşte onlara alçaltıcı bir azap vardır.

7. Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüz çevirir. Ona acı bir azap müjdele.

8. İman edenler ve doğruları yapanlara gelince, onlar için de nimet cennetleri vardır.

9. Orada ebedi kalacaklardır. Bu, Allah’ın gerçek vaadidir. O, güçlüdür, hakimdir.

10. Gördüğünüz gibi, gökleri direksiz yaratmış, yeryüzünde de, sizi sarsar diye köklü dağlar koymuştur. Orada her çeşit canlıyı yaydı. Gökten su indirip, onunla orada her çift güzel bitkiler, yetiştirdik.

11. ‑Bu, Allah’ın yaratmasıdır. Ondan başkasının ne yarattığını bana gösterin!

‑Hayır! (gösteremezler) Zalimler, açık bir sapıklık içindedirler.

12. Allah’a şükretsin diye Lokman’a hikmet vermiştik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükreder; Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah’ın ihtiyacı yoktur, hamde layıktır.

13. Lokman, oğluna öğüt vererek demişti ki:

‑Yavrucuğum, Allah’a şirk koşma, çünkü şirk çok büyük bir zulümdür.

14. İnsana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu sıkıntıdan sıkıntıya düşerek karnında taşıdı. Sütten kesilmesi de iki yılı buldu. Şükret bana ve anne ve babana. Bana’dır dönüş!

15. Eğer seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, bana ortak koşman için zorlarlarsa sakın onlara itaat etme, onlarla dünyada hoşça geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.

16. (Lokman:)

‑Yavrucuğum, bir hardal tanesi ağırlığınca bir şey yapsan, büyük bir kayanın içinde veya göklerde veya yerin dibinde bile olsa, Allah onu ortaya çıkarır. Allah’ın lütfu boldur, her şeyden haberdardır.

17. Yavrucuğum, namazını kıl, iyiliği emret, kötülüğü engelle, başına gelene sabırlı ol. Çünkü bunlar, yapılması gereken işlerdir.

18. Halktan yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek çalımlı yürüme! Çünkü Allah, övünen ve büyükleneni sevmez.

19. Yürüyüşünde tabii ol.. Sesini kıs, çünkü seslerin en çirkini eşeğin sesidir.

20. Allah’ın göklerde ve yerdekileri hizmetinize sunduğunu görmüyor musunuz? Size açık ve gizli nimetlerini bolca vermiştir. Ama insanlardan bazı kimseler ilme dayanmadan, yol gösterici ve aydınlatıcı kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp dururlar. 21. Onlara:

‑Allah’ın indirdiğine uyun, denilince:

‑Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız, derler. Ya şeytan onları çılgın azaba çağırıyor idiyse?

22. Kim, iyi bir kimse olarak kendini Allah’a teslim ederse, sağlam bir kulpa yapışmış olur. Her işin sonu Allah’a varır.

23. Kim de inkar ederse, onun inkarı seni üzmesin. Onların dönüşü banadır. Ne yaptıklarını onlara haber vereceğim. Şüphesiz Allah, kalplerin özünü bilir.

24. Onları biraz geçindiririz. Sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.

25. Eğer onlara:

‑Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan,

‑Allah, derler. De ki:

‑Hamd Allah içindir. Fakat çokları bilmez.

26. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan ve hamde layık olandır.

27. Eğer yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem ve denizler de mürekkep olsa, arkasından bunlara yedi deniz daha eklense, yine de Allah’ın sözleri tükenmezdi. Nitekim Allah, güçlüdür, hakimdir.

28. Sizin yaratılışınız da, tekrar diriltilmeniz de, ancak tek bir kişininki gibidir. Kuşkusuz Allah, her şeyi işitir ve görür.

29. Görmedin mi ki, Allah geceyi gündüze, gündüzü de geceye katıyor? Güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunmuştur. Her biri belli bir süreye doğru akıp gider. Allah, ne yaptığınızdan haberdardır.

30. Bu, Allah’ın hak ve O’ndan başka yalvardıklarının batıl olduğunu gösterir. Allah, yüce O’dur, büyük O’dur!

31. Size ayetlerinden göstermek için, Allah’ın nimetiyle gemilerin denizde akıp gittiğini görmüyor musun? İşte bunda tüm sabredenler ve şükredenler için işaretler vardır.

32. Onları dağlar gibi dalgalar sardığı zaman, dini tamamen Allah’a tahsis ederek O’na dua ederler. Ama kurtulup, karaya ayak bastıklarında, içlerinden bazısı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankör olanlardan başkası bile bile inkar etmez.

33. ‑Ey insanlar, Rabbinizden korkun, babanın evladı, evladın da babası için hiç bir şey ödeyemeyeceği o günden kendinizi koruyun. Allah’ın vaadi şüphesiz gerçektir. Öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın!

34. Kıyamet anının bilgisi O’nun katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah, her şeyi bilen ve haberdar olandır.

32. SECDE SÛRESİ

(Mekke döneminin sonlarına ait olan bu sûre ismini 15. ayetinden almaktadır. 30 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Elif Lâm Mîm.

2. Kitabın indirilmesi, hiç kuşkusuz, âlemlerin Rabbindendir.

3. Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, O, senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir toplumu, belki doğru yola gelirler diye uyarman için Rabbi’nden gelen gerçektir.

4. Allah, gökleri, yeri ve arasındakileri altı günde, yaratmış. Sonra da hakimiyeti altına almıştır. Sizin O’ndan başka bir veliniz de şefaatçiniz de yoktur. Hâlâ düşünmüyor musunuz?

5. Gökten yere bütün işleri o düzenler. Sonra sizin saydığınızla süresi bin yıl olan bir günde işler O’na yükselir.

6. İşte görülmeyeni de görüneni de bilen güçlü ve merhametli olan O’dur.

7. Yarattığı her şeyi güzel yaratandır. İnsanı da yaratmaya çamurdan başladı.

8. Sonra onun neslini basit bir suyun özünden meydana getirdi.

9. Sonra ona şekil verip, canlandırdı. Size kulak, gözler ve gönüller verdi. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

10. ‑Biz, toprakta kaybolup gittikten sonra mı yeniden yaratılacağız? dediler. Aslında onlar, Rab’leri ile karşılaşmayı inkar ediyorlar!

11. ‑Size memur edilen ölüm meleği sizin canınızı alacak sonra da Rabbinize döndürüleceksiniz, de!

12. Suçluları, Rab’lerinin katında, başlarını öne eğmiş olarak bir görsen:

‑Rabbimiz, gördük ve anladık, bizi yeniden döndür de doğru olanı yapalım, artık biz kesin olarak inandık.

13. Dileseydik, herkesi doğru yola iletirdik. Fakat;

“Cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağım” diye söz verdim.

14. Bu gününüze kavuşmayı unuttuğunuz için azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınızın karşılığı olarak kalıcı azabı tadın.

15. Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini hamd ile tesbih edenler inanırlar.

16. Onların yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit ile Rab’lerine yalvarırlar. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden yoksullara verirler.

17. Yaptıklarına karşılık ödül olarak, onlara göz kamaştıran neler gizlendiğini hiç kimse bilmez.

18. Hiç mü’min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Asla eşit değillerdir.

19. İman edenler ve doğruları yapanlar için yaptıklarına karşılık olarak konakları Me’va Cennetleri’dir.

20. Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ateştir. Her ne zaman oradan çıkmak isteseler, tekrar oraya döndürülürler ve onlara şöyle denir:

‑Tadın bakalım yalanladığınız ateşin azabını!

21. Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın bir azap tattıracağız.

22. Rabbin ayetleri kendisine hatırlatılıp da sonra ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz, günahkarların elbette cezasını vereceğiz.

23. Musa’ya da kitap vermiş ve ona kavuşmaktan şüpheleri olmasın diye onu İsrailoğulları için kılavuz yapmıştık.

24. Sabretmeleri ve ayetlerimize iyice inanmaları sebebiyle, emrimizle onlardan bir kısmını doğru yolu gösteren önderler yapmıştık.

25. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

26. Yurtlarında dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmemiz onlara yol göstermiyor mu? İşte bunda ayetler vardır. Hâlâ anlamıyorlar mı?

27. Bizim, susuz araziyi su ile suladığımızı, onunla, hayvanların ve kendilerinin yediği ekini çıkardığımızı görmüyorlar mı? Hala doğruyu göremiyorlar mı?

28. ‑Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bu hüküm ne zaman gerçekleşecek? diyorlar.

29. De ki:

‑Hüküm günü, kafirlerin imanının kendilerine bir fayda vermediği ve onlara göz de açtırılmadığı gündür.

30. Şimdi, onlardan uzaklaş ve bekle, onlar da bekliyorlar.

33. AHZAB SÛRESİ

Bu cüzde 30. ayete kadar

(Ahzab sûresi Hicri 5. yılda indirilmiş Medeni bir sûredir. Hendek savaşı ile ilgili 9‑27 âyetler arasında bilgi verilmektedir. Ahzab (Hizipler, gruplar) ismini de 9‑27. ayetler arasından geçen aynı konudan almaktadır. 73 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. ‑Ey Peygamber, Allah’tan kork, kafirlere ve münafıklara itaat etme! Allah, alimdir, hakimdir.

2. Rabbinden sana vahyolunana uy! Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

3. Allah’a dayan. Çünkü, vekil olarak Allah yeter.

4. Allah, bir adamın göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Zıhar yaptığınız karılarınızı da anneleriniz yerine tutmadı.

Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. Bu sadece sizin ağzınızdan çıkan bir sözdür. Allah, gerçeği söyler ve doğru yolu gösterir.

5. Evlatlıkları, babalarına nispet ederek çağırın, bu Allah katında daha doğrudur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, artık onlar sizin din kardeşleriniz ve yardımcılarınızdır. Bu konuda bir hata yapmışsanız, size günah yoktur. Fakat, kalplerinizin kasıtlı olarak yaptıkları böyle değildir.

Allah, bağışlayan ve merhamet edendir.

6. Peygamber, mü’minlere kendi nefislerinden daha üstündürler. Onun eşleri de, anneleridir. Allah’ın kitabında, akraba olanlar, birbirlerine diğer mü’minlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza kitapta yazılı olduğu gibi, iyilik yapmanız mümkündür.

7. Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh’ tan, İbrahim’den, Musa’dan ve Meryemoğlu İsa’ dan.. Onlardan büyük bir söz almıştık.

8. Doğrulara doğruluklarından sormak ve inkarcılara da acı bir azap hazırlamak için…

9. ‑Ey İman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani üstünüze ordular gelmişti de biz de onların üzerine rüzgarı ve göremediğiniz orduları göndermiştik. Allah, ne yaptığınızı görüyordu.

10. Onlar, size üstünüzden ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler dönmüş, yürekler ağza gelmişti. Allah hakkında çeşitli zanlarda bulunuyordunuz.

11. İşte orada mü’minler denenmiş ve şiddetli bir sarsıntı geçirmişlerdi.

12. Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar:

‑Allah ve elçisi bize sadece boş vaadde bulunmuş, diyorlardı.

13. Onlardan bir grubu da:

‑Ey Yesrip Halkı, sizin için duracak yer kalmadı, geri çekilin demişler. Onlardan bir başka grup da Peygamber’den izin istiyor:

‑Evlerimiz açık, diyorlardı. Oysa evleri açık değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı.

14. Eğer, etraflarından evlerine girilseydi, sonra da fitne çıkarmaları istenseydi, hemen işe girişirlerdi. Ama evlerinde de çok az bir zaman kalabilirlerdi. 15. Daha önce, arkalarına dönüp, kaçmayacaklarına Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen sözler elbette sorulacaktır.

16. De ki:

‑Ölümden veya öldürülmekten kaçmanız size bir fayda sağlamaz. Kaçsanız da az bir zaman yaşarsınız.

17. De ki:

‑Eğer Allah size bir bela veya rahmet dilemişse sizi Allah’tan kim koruyabilir? Onlar, Allah’ tan başka bir veli ve yardımcı bulamazlar.

18. Allah, aranızdan savaştan alıkoymaya çalışanları ve kardeşlerine “Bize gelin” diyenleri elbette bilir. Bunlar, pek azı hariç, zora gelemezler.

19. Sizi kıskanırlar. Korkuya kapılınca, ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönmüş olarak sana baktıklarını görürsün. Korku geçince keskin dillerini uzatıp sizi incitirler, İyiliğinizi çekemezler. Bunlar, iman etmemişlerdir. Allah da onların yaptıklarını boşa gidermiştir. Bu, Allah için çok kolaydır.

20. Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlar, Eğer, birlikler yeniden gelse, bedevi Arapların arasına kaçıp, sizinle ilgili haberleri onlardan sormak isterler. Zaten sizin içinizde olsalar bile çok azı dışında savaşmazlardı.

21. Sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı ümit eden ve Allah’ı çok zikreden kimseler için Allah Resulü’nde güzel örnek vardır.

22. Müminler , orduları görünce:

‑Bu, Allah’ın ve elçisinin bize vaat ettiğidir. Allah ve elçisi doğru söyledi, dediler. Onların sadece imanını ve teslimiyetini artırdı.

23. Müminler den, Allah’a verdiği söze bağlı kalan öyle erler var ki, onlardan bir kısmı bu uğurda canını vermiştir. Bir kısmı ise verdikleri sözü hiç değiştirmeden bunu beklemektedirler.

24. Allah, sözünü yerine getirenleri, doğruluklarıyla ödüllendirir ve münafıkları da dilerse cezalandırır, dilerse tevbelerini kabul eder. Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.

25. Allah, kafirleri, öfkeleri içinde geri çevirdi. Zafere ulaşamadılar. Savaşta Allah, mü’ minlere yetti. Çünkü Allah güçlüdür, galiptir.

26. Kitap ehlinden olup, onlara yardım edenlerin kalplerine korku düşürüp, kalelerinden indirdi. Onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.

27. Sizi, onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız yerlerine mirasçı kıldık. Allah’ın her şeye gücü yeter.

28. Ey peygamber, eşlerine de ki:

‑Eğer, dünya hayatını ve süsünü diliyorsanız, gelin size dilediğiniz dünyalığı vereyim ve sizi güzellikle boşayayım.

29. Eğer, Allah’ı ve peygamberini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, şüphesiz Allah, iyilik eden kadınlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.

30. ‑Ey peygamber kadınları, sizden kim apaçık bir edepsizlik yaparsa, onun azabı iki kat olacaktır. Bu, Allah için çok kolaydır.