1 Mayıs 2021

22. Cüz

ile arznet

22. CÜZ (Ahzab: 31-73 – Sebe – Fatır – Yasin: 1-27)

31. Sizden, Allah’a ve Peygamberine itaat eden ve doğruları yapan kimseye iki misli vereceğiz. Onun için güzel bir rızk hazırladık.

32. ‑Ey peygamber hanımları!

Siz, diğer kadınlardan birisi gibi değilsiniz. Eğer Allah’tan korkuyorsanız, edalı konuşmayın ki kalbinde hastalık olan arzu duyar. Uygun şekilde konuşun.

33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye zamanındaki gibi süslü püslü salınmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve peygambere itaat edin.

Ancak Allah sizden günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor, ey ev halkı!

34. Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti düşünün. Allah, lütufkardır, haberdardır.

35. (Allah’a) Teslim olmuş erkek ve kadınlar, iman eden erkekler ve iman eden kadınlar, itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, doğru/sadık erkekler ve doğru/sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar.. Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir ödül hazırladı.

36. Allah ve elçisi bir konuda hüküm verdiği zaman mü’min erkek ve mü’min kadının, artık dilediği gibi davranma hakkı yoktur.

Kim Allah’a ve elçisine karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

37. Hani sen, Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de nimet verdiğin kimseye:

‑Eşini tut ve Allah’tan sakın! diyordun. Allah’ın açıklayacağı şeyi içinde gizliyor ve insanlardan korkuyordun. Allah kendisinden korkulmaya daha layıktır. Zeyd, eşiyle ilişkisini kestiğinde, biz onu sana eş kıldık. Evlatlıkları eşleriyle ilişkisini kesince, onlarla evlenmek için mü’minler üzerine bir günah olmadığını göstermek için Allah’ın emri yapıla gelmiştir.

38. Allah’ın kendisine uygun gördüğü şeyde peygambere bir günah yoktur. Daha önce geçenler için Allah’ın kanunu budur. Allah’ın emri yerine gelecek bir hükümdür.

39. Onlar, Allah’ın gönderdiklerini tebliğ ederler. O’ndan korkarlar, Allah’tan başka kimseden korkmazlar, hesap görücü olarak Allah yeter.

40. Muhammed sizin evlatlarınızın hiç birinin babası değildir. Fakat Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.

41. ‑Ey iman edenler, Allah’ı çok çok zikredin.

42. O’nu sabah akşam tesbih edin.

43. O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte size rahmet ihsan eder. Müminlere karşı çok merhametlidir.

44. O’na kavuştukları gün iltifatları selamdır. Onlara pek büyük bir mükafat hazırlamışızdır.

45. ‑Ey peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

46. İzni ile Allah’a davetçi ve aydınlatıcı bir ışık olarak!

47. Müminlere, kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele!

48. Kafirlere ve münafıklara itaat etme! Eziyetlerine aldırma. Allah’a dayan! Vekil olarak Allah yeter.

49. ‑Ey iman edenler,

Mü’min kadınları nikahlayıp, sonra da onlarla ilişkiye girmeden boşadığınız zaman, onlara iddet  saymanıza gerek yoktur. Onlara geçimliklerini verin ve onları güzel bir şekilde bırakın.

50. ‑Ey peygamber, Mehirlerini ödediğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını, bir de mü’min bir kadın kendisini peygambere hibe ederse, peygamber de onu nikahlamak isterse, bunu diğer mü’minlere değil sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara, eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz.

Sana bir sıkıntı vermemesi için böyle yaptık. Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.

51. Bunlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alabilirsin. Ayrıldığın eşlerinden dilediğini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah, her şeyi bilen ve halden anlayandır.

52. Bundan sonra, cariyeler dışında, hoşuna gitse bile bir kadınla evlenmek, onları başka eşlerle değiştirmek sana helal değildir. Allah, her şeyi görür gözetir.

53. ‑Ey iman edenler, Yemeğe çağrılmadan Peygamber’in evlerine vakitli vakitsiz girmeyin. Davet edildiğiniz zaman gidin ve yemek yiyince dağılın, söze dalmayın. Bu hal onu incitiyor, size söylemekten de çekiniyor. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez.

Peygamber’in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman, perde arkasından isteyin. Bu hem sizin kalbiniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Sizin Allah’ın Resulü’ne eziyet etmeniz ve ondan sonra da onun eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Bu Allah katında büyük bir günahtır.

54. Bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de şüphesiz Allah, her şeyi bilir.

55. Kadınların; babalarına, oğullarına, erkek kardeşlerine, erkek kardeşlerinin oğullarına, kız kardeşlerinin oğullarına, kendileri gibi kadınlara ve cariyelerine görünmelerinde bir günah yoktur. Ey kadınlar, Allah’tan korkun. Çünkü Allah, her şeye şahittir.

56. Allah ve melekleri Peygamber’e rahmet eder. Ey iman edenler! Siz de onun için rahmet ve esenlik dileyin.

57. Allah ve Peygamber’i incitenleri Allah, dünyada ve ahirette lanetlemiş ve onlara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

58. Mü’min erkek ve kadınlara suçsuz yere eziyet edenler de bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

59. ‑Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerini üzerlerine örtsünler. Bu tanınmaları ve incitilmemeleri için en uygundur. Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.

60. Münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine’de bozguncu, asılsız haber yayanlar eğer buna son vermezlerse, seni onların üzerine göndeririz, sonra orada seninle komşulukları fazla sürmez.

61. Lanete uğrarlar ve nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve oracıkta öldürülürler.

62. Daha öncekiler için de Allah’ın yasası buydu. Allah’ın yasasında bir değişiklik bulamazsın.

63. İnsanlar senden kıyamet vaktini soruyorlar. De ki:

‑Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin belki vakti çok yakındır?

64. Şüphesiz ki Allah, kafirlere lanet etmiş ve onlar için alevli bir ateş hazırlamıştır.

65. Orada ebedi kalırlar. Bir dost ve yardımcı bulamazlar.

66. Yüzleri ateşte çevrildiği gün:

‑Keşke, Allah’a itaat etseymişiz ve elçiye itaat etseymişiz, derler.

67. Rabbimiz, biz liderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik, onlar da bizi yoldan saptırdılar.

68. ‑Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanet ile lanetle!

69. ‑Ey iman edenler,

Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın. Nitekim Allah, O’nu onların söylediklerinden temize çıkardı. O, Allah katında değerli bir kimseydi.

70. ‑Ey iman edenler!

Allah’tan korkun ve doğru söyleyin.

71. Allah, yaptıklarınızı düzeltsin, günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse büyük bir kazanç elde eder.

72. Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk, onu taşımaktan kaçındılar, ondan korktular. Onu insan yüklendi. O, zalim ve cahil oldu.

73. Allah, münafık erkek ve münafık kadınları, müşrik erkek ve müşrik kadınları bu yüzden azaba çarptıracak ve mü’ min erkekler ile kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.

 34. SEBE SÛRESİ

(Mekke döneminin sonuna doğru indirilen Sebe sûresi ismini 15‑20. ayetlerde geçen aynı isimle anılan halkın yok edilmesi kıssasından almaktadır. Büyük bir zenginlik, servet ve ihtişama sahip Sebe Halkı’nın hayatının anlatılması ile dünyada ulaşılan egemenliklerin geçici olduğu vurgulanmak istenmektedir. 54 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Hamd göklerde ve yerdekilerin sahibi Allah içindir. Ahirette de hamd O’nun içindir. O, hakimdir, (herşeyden) haberdardır.

2. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. O, merhametlidir, bağışlayıcıdır.

3. İnkar edenler:

‑Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki:

‑Hayır, Rabbi’me yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha küçük veya daha büyük bir şey  yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

4. İman edenleri ve doğruları yapanları ödüllendirmek için. İşte onlar! Onlar için bağışlama, bol ve güzel bir rızık vardır.

5. Ayetlerimizi geçersiz kılmak için koşuşturanlara gelince, işte onlar! Onlar için şiddetli ve acı bir azap vardır.

6. İlim verilenler, sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu ve güçlü, hamde layık olanın yoluna ilettiğini görüyorlar.

7. İnkar edenler:

‑Size, paramparça olduğunuz zaman, sizin yeni bir yaratılışla diriltileceğinizi haber veren bir adam gösterelim mi? dediler.

8. ‑O, Allah hakkında yalan mı uyduruyor yoksa deliliği mi var?

Hayır! Ahirete inanmayanlar azapta ve derin bir sapıklık içindedirler.

9. Onlar önlerindeki arkalarındaki göğe ve yeryüzüne bakmıyorlar mı? Dilersek onları yere batırır veya gökten bir parça üzerlerine düşürürüz. İşte bunda, her ihlasla yönelen kul için bir işaret vardır.

10. Davud’a katımızdan bir lütuf vermiştik.

‑Ey dağlar ve kuşlar Davud’la birlikte yönelin. Ona demiri de yumuşatmıştık.

11. Geniş zırhlar yap, dokumasını da sağlam tut; diye. İyi çalışın, çünkü ben yaptıklarınızı görürüm.

12. Süleyman’a da, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü de bir ay süren rüzgarı verdik. Ona bakırı su gibi akıttık. Cinlerden bir kısmı da Rabbinin emriyle onun emrinde çalışırdı. Onlardan, kim emrimizden çıkarsa, ateş azabından tattırırdık.

13. Onlar, onun için, ne dilerse; kaleler, heykeller, büyük havuzlar gibi çanaklar ve sabit kazanlar yaparlardı.

‑Ey Davud Ailesi! şükrederek çalışın. Kullarımdan şükredenler çok azdır.

14. Süleyman’ın ölümünü takdir ettiğimiz zaman, onun ölümünü ancak değneğini kemiren bir kurt gösterdi. Yere yıkılınca, cinlerin gaybı (görülmeyeni) bilmedikleri ortaya çıktı. Böyle olmasaydı kendilerini alçaltan azap içinde kalmazlardı.

15. Sebe halkı için, ülkelerinde bir ibret vardı: sağlı sollu bir bahçe!

‑Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Güzel bir belde ve bağışlayıcı bir Rab!

16. Yüz çevirmişlerdi de, onlara “arim seli”ni göndermiştik. Onların bahçelerini, buruk meyveli, acı ılgın ağaçlı ve bol otlu bahçelere çevirmiştik.

17. Nankörlükleri sebebiyle onları işte böyle cezalandırdık. Nankörlerden başkasını cezalandırır mıyız?

18. Onlar ile bereketlendirdiğimiz şehirler arasında, seçkin şehirler yaptık ve güven içinde gündüz gece seyahat edin diye, aralarında gidip gelmeyi kolaylaştırdık.

19. ‑Rabbimiz, yolculuklarımızın mesafesini uzaklaştır, dediler. Kendi kendilerine zulmettiler. Biz de onları efsane haline getirdik, darmadağın ettik. İşte bunda her sabırlı ve şükür eden kimse için bir ibret vardır.

20. İblis onlar hakkındaki düşüncesini doğruladı ve mü’ min bir grup dışında ona tabi oldular.

21. Oysa Onun, Onların üzerinde bir gücü yoktu. Ancak biz, ahirete inanan ile, ondan şüphe edeni belirlemek için böyle yaptık. Rabbim, her şeyin koruyucusudur.

22. De ki:

‑Allah’tan başka inandıklarınıza yalvarın. Ne göklerde ne de yerde zerre miktarı bir şeyleri vardır. Oralarda ortaklıkları yoktur. Allah’ın, onlardan bir yardımcısı da yoktur.

23. Katında izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Sonunda yüreklerindeki korku giderilince:

‑Rabbiniz ne dedi? dediler.

‑Gerçeği, diye cevap verdiler. Yüce ve büyük O’dur. 24. De ki:

‑Gökten ve yerden sizi kim rızıklandırıyor?  De ki:

‑Allah. O halde ya biziz, yada sizsiniz doğru yolda veya apaçık dalalet içinde..

25. De ki:

‑Bizim suçlarımızdan siz sorumlu değilsiniz, sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu olmayacağız.  26. De ki:

‑Rabbimiz bizi bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. En büyük hakim, her şeyi bilen O’dur.

27. De ki:

‑O’na kattığınız ortakları bana gösterin. Asla gösteremezsiniz. Güçlü ve hakim olan, O Allah’tır.

28. Biz seni bütün insanlara, ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat, onların çoğu bilmiyor. Ve diyorlar ki:

29. ‑Eğer doğru söylüyorsanız, Bu söz ne zaman gerçekleşecek?  30. De ki:

‑Size verilen sözün bir günü vardır. Ondan bir saat geri de bırakılmazsınız, zamanı öne de alamazsınız.

31. İnkar edenler:

‑Biz, bu Kur’an’a da ondan öncekilere de asla inanmayız, derler oysa o zalimler, Rab’lerinin huzurunda durdukları zaman bir görsen, suçu nasıl birbirlerine atıyorlar. Sömürülenler, büyüklük taslamış olanlara:

‑Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle mü’min olurduk derler.

32. Büyüklük taslamış olanlar da; sömürülenlere:

‑Size, doğruluk rehberi geldikten sonra biz mi engel olduk? Hayır, siz zaten suçlular idiniz, derler.

33. Sömürülenler de büyüklenenlere:

‑Aksine, siz gece gündüz plan kurup, bize Allah’a nankörlüğü ve O’na denk varlıklar edinmemizi emrederdiniz, derler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklardır. İnkarcıların boyunlarına demir halkalar geçiririz. Yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılacaklar?

34. Bir ülkeye uyarıcı göndermedik ki oranın varlıklıları:

‑Biz, sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz demiş olmasınlar.

35. ‑Bizim malımız ve evladımız daha çok. Biz, azap görecek de değiliz, dediler.

36. De ki:

‑Rabbim, dilediğine rızkı yayar, dilediğine de daraltır. Fakat, insanların çoğu bilmez.

37. Sizi, bize yaklaştıracak olan mallarınız ve evlatlarınız değildir. Ancak kim inanır ve doğruları yaparsa, işte onlara, onlar için yaptıklarının karşılığı olarak kat kat mükafat vardır. Onlar, köşklerde, emniyet içerisindedirler.

38. Ayetlerimizi geçersiz kılmak için koşturanlar ise, işte onlar, azaba hazırlananlardır. 39. De ki:

‑Şüphesiz Rabb’im, kullarından dilediğinin rızkını genişletir dilediğinin de daraltır. Harcadığınız şeyin yerine yenisini koyar. Rızık verenlerin en hayırlısı O’ dur.

40. O gün, Allah onların hepsini bir araya toplar. Sonra meleklere der ki:

‑Bunlar size mi kulluk ediyorlardı?

41. ‑Seni tenzih ederiz, Bizim velimiz sensin. Onlar değil. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyordu, derler.

42. O gün, birbirinize fayda da zarar da veremezsiniz. Zalimlere şöyle deriz:

‑Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!

43. Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman:

‑Bu, sadece bizi atalarımızın kulluk ettiklerinden vazgeçirmek isteyen bir adam, dediler. Bu Kur’an, düpedüz bir uydurmadan başka nedir?! dediler. Kafirler, hak kendilerine geldiği zaman:

‑Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değil, dediler.

44. Halbuki biz onlara, senden önce ders alacakları, bir kitap vermemiş ve bir uyarıcı da göndermemiştik.

45. Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Onlara verdiğimizin onda birine bile ulaşamadılar. Buna rağmen peygamberlerimi yalanladılar. Buna karşı benim cezam nasıldı?

46. De ki:

‑Size tek bir öğüt veriyorum. Allah için birer, ikişer kalkın, sonra iyice düşünün. Sizin arkadaşınızda bir delilik yoktur. O, yalnızca şiddetli bir azapdan önce sizi uyaran birisidir.

47. De ki:

‑Ben sizden bir ücret istemiyorum. O, sizin olsun. Benim ücretim ancak, her şeye şahid olan Allah’a aittir.

48. De ki:

‑Rabbim, gerçeği hiç çekinmeden söyler, gizli şeyleri en iyi bilen O’dur.

49. De ki:

‑Hak geldi. Batıl ne başlatır ne de yeniden yapar.  50. De ki:

‑Eğer saparsam, sapmam ancak kendi aleyhimedir. eğer doğru yola girersem bu da Rabbim bana vahyettiği içindir.

51. O, her şeyi işitir, o çok yakındır. Onların dehşetli bir korkuya tutuldukları anı bir görsen! Geçip gitmek yok… Yakın bir yerden yakalanmışlardır.

52. ‑Ona inandık, derler. Bu kadar uzak yerden ona nasıl ulaşılır? (İnanmak neye yarar?)

53. Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi. Uzak bir yerden atıp tutuyorlardı.

54. Arzu duydukları şeyler ile aralarına engel kondu. Daha önce benzerlerine de yapıldığı gibi. Çünkü onlar, şüphe ve tereddüt içinde idiler.

35. FÂTIR SÛRESİ

(Mekke’de ilk mesajlardan sonra indirilen sûrelerden olup Peygamberliğin 5‑6. yıllarına aittir. İsmini birinci âyette geçen Fâtır kelimesinden almaktadır. Fâtır: Allah’ın eşsiz yaratıcı gücünü anlatan bir muhtevaya sahiptir. 45 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Hamd, göklerin ve yerin yaratıcısı ve melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. Dilediğini yaratmayı artırır. Çünkü Allah’ın her şeye gücü yeter.

2. Allah’ın insanlar için rahmetinden açtığı şeyi artık tutan olamaz. Tuttuğu şeyi de, O’ndan sonra gönderen olamaz güçlü ve hakim O’dur.

3. ‑Ey insanlar! Allah’ın size verdiği nimetini düşünün. Allah’tan başka, size göklerden ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mı? O’ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl aldanıyorsunuz?

4. Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Bütün işlerin dönüşü Allah’adır.

5. ‑Ey insanlar, Allah’ın vaadi şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın.

6. Şeytan size düşmandır. Siz de ona düşman olun. O, ancak kendi taraftarlarını çılgın ateşin halkı olmaya çağırır.

7. İnkar edenler için şiddetli bir azap vardır. İman edenler ve doğruları yapanlar için bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

8. Kötü işler kendisine süslenip, onu güzel gören kimse böyle midir? Allah, dilediğini sapıklık içinde bırakır, dilediğini doğru yola çıkarır. Öyleyse onlar için kendini üzülüp durma. Allah, onların ne yaptıklarını biliyor.

9. Bulutu harekete geçiren rüzgarı, gönderen Allah’tır. Onu ölü bir beldeye sevk ederiz onunla yeryüzüne, öldükten sonra hayat veririz. İşte ölülerin diriltilmesi de böyledir.

10. Kim, güç istiyorsa, bilsin ki bütün güç Allah’ındır. Güzel söz O’na çıkar, doğru ve iyi işler de O’na yükselir. Kötülükleri planlayanlar için şiddetli bir azap vardır. Onların planları boşa çıkacaktır.

11. Allah, sizi topraktan, sonra spermden yaratmıştır. Sonra sizi çiftler kıldı. Bir dişi O’nun haberi olmadan ne gebe kalır, ne de doğurur. Ömrü uzun olanın, ömrünün uzatılması veya ömründen kısaltılması ancak bir kitaptadır. Bu Allah’a çok kolaydır.

12. İki deniz eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu giderir ve içimi kolaydır; diğeri tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Gemilerin suları yarıp gittiğini görürsün. Bunlar, O’nun verdiği nimetleri aramanız ve O’na şükretmeniz içindir.

13. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Güneşi ve ayı hizmetinize sunmuştur. Her biri belirli bir süreye kadar akıp giderler. İşte sizin Rabbiniz Allah’tır. Hakimiyet O’nundur. O’ndan başka dua ettikleriniz, bir çekirdeğin zarına bile sahip değillerdir.

14. Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkar ederler. Her şeyden haberi olan gibi sana kimse haber veremez.

15. ‑Ey İnsanlar, siz Allah’a muhtaçsınız. Allah’ın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur, hamde layık olan O’ dur.

16. Eğer isterse sizi giderir, yerinize yeni bir halk getirir.

17. Bu Allah için hiç zor değildir.

18. Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez. Ağır bir yük taşıyan kimse, başkasını çağırsa, ondan hiçbir şey yakını bile olsa ona yükletilmez.

Sen, ancak görmedikleri halde Rab’lerinden korkan ve namazı kılan kimseyi uyarabilirsin. Kim arınırsa, ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah’adır.

19. Körle gören bir değildir.

20. Karanlıkla aydınlık…

21. Soğuk ile sıcak…

22. Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin.

23. Sen sadece bir uyarıcısın.

24. Biz seni müjdeci ve uyarıcı olman için, hak ile gönderdik. İçinde uyarıcı olmayan hiç bir ümmet yoktur.

25. Eğer seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de peygamberlerimiz onlara belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplarla geldiği halde onları yalanlamışlardı.

26. Sonra ben de inkar edenleri yakaladım. Benim cezalandırmam nasıl oldu, bir bak!

27. Allah’ın gökten su indirdiğini ve onunla çeşitli renklerde ürünler çıkardığımızı görmüyor musun? Dağların beyazı, kırmızısı, muhtelif renklerde ve siyahımsı görünümlü yolları vardır.

28. İnsanların, canlıların ve hayvanların da böyle çeşit çeşit renkleri vardır. Ancak kullarından bilgili olanlar Allah’tan korkar. Allah, güçlüdür, bağışlayıcıdır.

29. Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan, infak edenler, asla yok olmayacak bir kazanç umabilirler.

30. Çünkü Allah, onların karşılığını verecek, hatta lutfundan daha da artıracaktır. Çünkü O, suçları bağışlar ve bol bol verir.

31. Sana vahyettiğimiz kitap, kendinden öncekileri tasdik eden hak bir kitaptır. Allah, kullarından haberdardır, onları görür.

32. Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan kendine zulmeden de olur, onu tasdik eden de. Onların arasında Allah’ın izniyle hayırlarda yarışanlar vardır. En büyük fazilet budur.

33. Adn Cennetlerine girerler ve orada altın bilezikler ve inciler takarlar. Orada elbiseleri ise ipektir.

34. ‑Hamdolsun bizden korkuyu gideren Allah’a! derler. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayıcı ve bol ihsan sahibidir.

35. Çünkü lütfu ile bizi kalıcı yurda yerleştirdi. Bize orada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık gelir.

36. İnkar edenlere de cehennem ateşi vardır. Onlara ölmeleri için hüküm verilmez, azapları da hafifletilmez. Her kafiri işte böyle cezalandırırız. 37. Orada var güçleriyle feryat ederler:

‑Rabbimiz, bizi çıkar da daha önce yaptıklarımızdan başka iyi şeyler yapalım.

‑Biz size öğüt alacağınız kadar bir ömür vermedik mi, size uyarıcı gelmedi mi? Şimdi azabı tadın. Zalimler için hiç bir yardımcı yoktur.

38. Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. O, kalplerin özünü bilir.

39. Sizi yeryüzünde idareci kılan O’dur. Kim nankörlük ederse, nankörlüğü kendisinedir. Kafirlerin küfrü, Allah katında nefretten başka bir şey artırmaz. Kafirlerin küfrü hüsrandan başka bir şey artırmaz.

40. De ki:

‑Allah’tan başka dua ettiğiniz ortaklarınızı görüyor musunuz? Onların dünyada ne yarattığını bana gösterin. Yoksa, onların ortaklıkları göklerde midir? Yoksa onlara bir kitap verildi de, ondan bir belgeye mi dayanıyorlar?

Hayır, zalimler birbirlerini aldatmaktan başka bir vaatte bulunmuyorlar.

41. Yok olmaması için gökleri ve yeri Allah tutar. Göklerin ve yerin sonu gelirse, O’ndan başka kimse tutmaz. Allah, şefkatle muamele eder ve bağışlar.

42. Eğer kendilerine bir uyarıcı gelecek olursa, ümmetlerin içinde en doğru yolda giden biri olacaklarına dair tüm güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Onlara bir uyarıcı gelince, nefretle uzaklaşmaktan başka bir şey  yapmadılar.

43. Yeryüzünde büyüklenerek ve kötü planlar kurarak…

Oysa kötü tuzağa ancak tuzağı kuranlar düşer. Onlar, öncekilere uygulanan kanundan başkasını mı bekliyorlar? Allah’ın kanununda bir değişiklik bulamazsın. Allah’ın kanununda bir sapma da bulamazsın.

44. Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir baksınlar. Onlardan daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah’ tan kaçıp kurtulacak hiçbir şey yoktur. Çünkü O, her şeyi bilen ve güç yetirendir.

45. Allah, insanları yaptıkları yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde ayaklarının üstünde bir tek canlı kalmazdı. Fakat onları belli bir süreye kadar erteler. Süreleri dolunca da Allah, elbette kullarını görmektedir.

36. YÂ SÎN SÛRESİ

(Bu Cüzde Yasin:1-27. ayete kadar okunacak)

(Mekke’nin orta dönemlerinde indirilmiştir. İsmini ilk âyetteki iki harften almıştır: Yâ sîn. 83 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Yâ sîn.

2. Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki..  3. Şüphesiz sen peygamberlerdensin.

4. Dosdoğru bir yol üzerindesin..  5. Güçlü ve merhametlinin indirmesi…

6. Ataları uyarılmadığı için gafil bir toplumu uyarman için.

7. Çoğu için buyruk gerçekleşmiştir, onlar iman etmezler.

8. Biz, onların boyunlarına, çenelerine varan halkalar geçirdik. Onun için başları kalkıktır.

9. Önlerine bir set, arkalarına da bir set çekerek onları bürüdük de artık göremezler.

10. Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.

11. Sen ancak, Kur’an’a uyan, görmediği halde Rahman’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Onlara bağışlanmayı ve büyük bir mükafatı müjdele!

12. Şüphesiz biz, ölüleri diriltiriz ve onların yaptıkları her işi ve bıraktıkları izleri yazarız. Her şeyi açık bir kumanda altında toplamışızdır!

13. Kendilerine elçiler gelmiş olan belde halkının misalini anlat onlara.

14. Hani onlara iki elçi göndermiştik de onları yalanlamışlardı. Bir üçüncüsü ile onları güçlendirmiştik. “Biz, size gönderilen elçileriz.” demişlerdi.

15. ‑Siz de bizim gibi insandan başka bir şey değilsiniz, Rahman, hiç bir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz, diye cevap vermişlerdi.

16. Elçiler ise :

‑Rabbimiz biliyor ki biz size gönderilen elçileriz, diye karşılık verdiler.

17. Bizim görevimiz apaçık duyurmaktan başka bir şey değildir. 18. Onlar dediler ki:

‑Sizin yüzünüzden bize uğursuzluk geldi. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi taşa tutarız ve bizden acı bir azap dokunur size.

19. ‑Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Sizi uyardık diye mi? Hayır, siz aşırı giden bir toplumsunuz, dediler.

20. Şehrin öbür ucundan koşa koşa bir adam geldi:

‑Ey halkım elçilere tabi olun, dedi..

21. Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun. Onlar, doğru yoldadırlar.

22. Bana ne oluyor ki beni yaratana kulluk etmemeyim? Siz de O’na döndürüleceksiniz.

23. O’ndan başkasını ilahlar edinir miyim? Rahman bana bir zarar istese, onların şefaati bana hiç bir yarar sağlamaz ve beni kurtaramazlar.

24. Üstelik ben o zaman apaçık sapıklıkta olurum. 25. Şüphesiz ben, Rabbinize iman ettim, beni dinleyin!

26. ‑Cennete gir, denildi. O da:

‑Keşke kavmim bilseydi. 27. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama layık kimselerden kıldığını..