3 Mayıs 2021

24. Cüz

ile arznet

24. Cüz: Zümer: 32-75 – Mü’min – Fussilet 1-46

32. Allah hakkında yalan söyleyen ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler için yer mi yok?

33. Doğru’yu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar korunanlardır.

34. Onlara, Rab’leri katında istedikleri şeyler vardır. Bu, iyi davrananların ödülüdür.

35. Bu, onların yaptıklarının en kötüsünü bağışlaması ve onların ödüllerini yaptıklarının en iyisiyle vermesi içindir.

36. Allah kuluna yetmez mi? Onlar seni Allah’tan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi dalalette bırakırsa, ona yol gösterecek kimse yoktur.

37. Allah kime de yol gösterirse, onu da saptıracak yoktur. Allah güçlü ve intikam sahibi değil midir?

38. Onlara:

‑Gökler ve yeri kim yarattı? diye sorsan;

‑Allah, diyeceklerdir, De ki:

‑Allah’tan başka dua ettiklerinizi gördünüz mü, Allah bana bir zarar vermek istese onlar, onun zararını giderebilir mi? Ya da bana bir rahmet dilese, onlar, onun rahmetini engelleyebilirler mi? De ki:

‑Allah bana yeter. Bağlananlar yalnız ona bağlansınlar. 39. De ki:

‑Ey halkım, bildiğiniz gibi yapın, ben de yapacağım, ilerde bileceksiniz.

40. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kalıcı azabın kimin üzerine ineceğini…

41. Biz, kitabı sana insanlar için “hak” olarak indirdik. O halde onu kim rehber edinirse kendisi için edinir. Kim de dalalette kalırsa, ancak kendi aleyhine kalır. Sen onlara vekil değilsin.

42. Allah ölüm vakti gelenlerin ve gelmeyenlerin uykularında canlarını alır. Ölümüne hüküm verilenlerinkini tutar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. İşte bunda, düşünen bir toplum için işaretler vardır.

43. Yoksa onlar Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki :

Onlar hiç bir şeye sahip değillerse ve akıllarını da kullanmıyorlarsa da mı?

44. De ki:

Şefaatin hepsi Allah’ındır. Göklerin ve yerin hakimiyeti O’na aittir. Bir zaman sonra O’na döndürüleceksiniz.

45. Allah’ın adı tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalpleri nefretle çarpar. Ondan başkaları anılınca hemen neşelenirler.

46. De ki:

Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni bilen Allahım, hakkında anlaşmazlığa düştükleri hususlarda kulların arasında hüküm verecek sensin.

47. Yeryüzünde bulunan şeylerin hepsi ve bir katı daha o zalimlerin olsaydı, kıyamet günü, azabın en kötüsünden kurtulmak için onu fidye olarak verirlerdi. Zira onlar için Allah’tan hiç hesap etmedikleri bir azap ortaya çıkmıştır.

48. Onların kazandıkları kötülükler ortaya çıkmış ve alay ettikleri şey çepeçevre kuşatmıştır.

49. İnsana bir zarar dokundu mu hemen bize dua eder. Onu bizden bir rahmet ile değiştirdiğimiz zaman da:

‑Bu bana, bilgim dolayısıyla verilmiştir der. Oysa o bir imtihandır. Fakat çokları bilmez.

50. Kendilerinden öncekilere de böyle söylemişti. Fakat kazandıkları kendilerine fayda sağlamamıştı.

51. Kazandıklarının azabı kötülükleri onlara isabet etmişti. İşte bunlardan zalim olanlara da kazandıklarının kötülükleri isabet edecek ve onlar da kaçamayacaklardır.

52. Bilmiyorlar mı ki Allah, rızkı yayar dilediğine ve takdir eder. İman eden bir toplum için işte bunda belgeler vardır.

53. De ki:

‑Ey kendilerine karşı günah işlemekte aşırı giden kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlayıcıdır. O, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

54. Azap size gelmeden önce, Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun ki sonra hiç bir yardım göremezsiniz.

55. Azap size, farkında olmadığınız bir anda ansızın gelmeden önce Rabbinizden indirilenin en güzeline uyun.

56. Kişinin:

‑Allah’a karşı işlediğim kusurlardan ve aldatılanlardan olduğum için bana yazıklar olsun, demesinden önce…

57. Veya keşke Allah bana doğru yolu gösterseydi de korunanlardan olsaydım demesi…

58. Veya azabı görünce keşke bir kere daha hak verilse de iyilerden olsam, demesi…

59. ‑Hayır, sana ayetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştun.

60. Kıyamet günü, Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Büyüklenenlere cehennemde yer mi yok?

61. Allah, korunanları başarıları sebebiyle kurtaracaktır. Onlara kötülük dokunmayacak ve onlar üzülmeyecekler.

62. Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve O her şeyin gözeticisidir.

63. Göklerin ve yerin anahtarları Onundur. Allah’ın ayetlerini tanımayanlar, işte onlar, hüsrana uğrayacaklar, onlardır.

64. De ki:

‑Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz ey cahiller?!

65. Sana ve senden öncekilere:

‑Eğer şirk koşarsan yaptıkların boşa gider ve hüsrana uğrayanlardan olursun, diye vahyolunmuştur.

66. Öyleyse, kulluğunu yalnızca Allah’a yap ve şükredenlerden ol!

67. Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Yer tamamen onun avucundadır, kıyamet günü gökler de sağ eliyle dürülmüş olacaktır. O, koştukları şirklerden uzak ve çok yücedir.

68. Sûr’a üflenmiş, Allah’ın diledikleri dışında yerde ve göklerde kim varsa baygın düşmüştür/ölmüştür. Sonra ona tekrar üflendiği zaman onlar ayağa kalkar ve bakıp dururlar.

69. Yeryüzü Rabb’inin aydınlatması ile aydınlanmış, kitap ortaya konmuş, peygamberler ve şahitler getirilmiştir. Kimseye haksızlık edilmeden aralarında hak ile hüküm verilmiştir.

70. Herkese, çalıştığının karşılığı ödenmiştir. Onların ne yaptıklarını, en iyi bilen O’dur.

71. İnkarcılar bölük bölük cehenneme sevkedilmiştir. Oraya geldikleri zaman kapıları açılmış ve oranın bekçileri onlara:

‑İçinizden size, Allah’ın ayetlerini okuyan ve sizi bu güne kavuşmak ile uyaran elçiler gelmedi mi? demiş, onlar da:

‑Evet, geldi, demişlerdir. Fakat, artık inkarcılara verilen azap sözü yerini bulmuştur.

72. Onlara:

‑İçinde ebedi kalmak üzere cehennem kapılarından girin içeri! Büyüklenenler için ne kötü bir yurt, denir.

73. Rab’lerinden sakınan kimseler bölük bölük cennete sevk edilmiştir. Oraya geldiklerinde kapılar açılmış ve onun bekçileri:

‑Selam size, hoş geldiniz, ebedi kalmak üzere girin oraya! demiş

74. Onlar da şöyle karşılık vermişlerdir:

Bize verdiği sözü yerine getiren ve cennette, dilediğimiz yere yerleştiren, dünyaya mirasçı yapan Allah’a hamdolsun! Çalışanların ödülü ne güzeldir!

75. Orada meleklerin Arşın etrafında Rab’lerini hamd ile tesbih ederek döndüklerini görürsün. Aralarında hak ile hüküm verilmiş ve: “Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” denilmiştir.

40. MÜ’MİN SÛRESİ

(Adını, 28‑45. ayetlerde geçen Firavun ailesinden olup mü’min olan kişinin kıssasından alır.  Ayetlerinin çoğu Mekke döneminin sonlarında inmiştir. sûrenin bir adı da Gafir’dir. Gafir, Allah’ın sıfatlarından biri olup “çok bağışlayan, anlamına gelir. 85 ayettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla..

1. Hâ mîm

2. Kitabın indirilmesi güçlü ve alim Allah’tandır.

3. Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı şiddetli ve bol lütuf sahibidir. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O’nadır.

4. Allah’ın ayetleri hakkında kafirlerden başkası tartışmaz. Onların şehirler arasında dolaşması sakın seni aldatmasın.

5. Onlardan önce Nuh Kavmi ve onlardan sonra da peygamberlerine karşı gelen her toplum yalanlamış, peygamberlerini yakalamak ve hakkı ortadan kaldırmak için batılın mücadelesini vermişti. Ama ben, onları yakalamıştım. Cezalandırmam nasıldı?

6. Rabbinin, kafirler aleyhindeki “onlar ateş ehlidir.” hükmü işte böyle gerçekleşmiştir.

7. Arşı taşıyanlar ve onun etrafında Rab’lerini hamd ile tesbih edenler, ona iman ederler vemü’minler için de mağfiret dilerler:

‑Rabbimiz, rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden ve yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!

8. ‑Rabbimiz, onları ve atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine girdir. Şüphesiz Sen, Aziz ve Hakim Sensin!

9. Onları kötülüklerden koru, kimi kötülüklerden korursan, o gün de ona merhamet etmiş olursun. İşte en büyük kurtuluş budur.

10. Küfredenlere şöyle seslenilir:

Allah’ın size kızgınlığı, sizin kendinize karşı kızgınlığınızdan daha büyüktür. Zira imana çağrılıyordunuz, ama siz inkar ediyordunuz.

11. ‑Rabbimiz, dediler. Bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. Günahlarımızı itiraf ediyoruz. Çıkmak için bir yol var mı?

12. İşte bu, dünyada iken yalnızca Allah’a çağrıldığında inkar etmeniz, O’na ortak koşulduğunda ise iman etmeniz sebebiyledir. Oysa, hakimiyet, yüce ve büyük olan Allah’ındır.

13. Size belgelerini göstermek için gökten size rızık indiren O’dur. Ama hakka yönelenden başkası düşün-mez.

14. Kafirlerin hoşuna gitmese de dini/hayat düzenini Allah’a özgü kılarak yalnızca Ona dua edin.

15. Dereceleri yükselten Arş’ın, otoritenin sahibidir. Emrindeki vahyi, kullarından dilediğine indirir. Buluşma gününü hatırlatmak için…

16. O gün onlar ortaya çıkarlar. Onlardan hiç bir şey Allah’a gizli kalmaz. O gün egemenlik kimindir?

‑Kahhar olan tek Allah’ın!

17. O gün her kişi, kendi kazandıklarıyla cezalandırılır. O gün haksızlık, zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, çok hızlı hesap görür.

18. Onları, iyice yaklaşan, korkudan yüreklerin ağza geldiği, gün ile uyar. Zalimler için bir koruyucu ve sözü dinlenen bir şefaatçi de yoktur.

19. Allah, gözlerin hainliğini ve kalplerin gizlediğini bilir.

20. Allah, hak ile hükmeder. Ondan başka yalvardıkları ise hiç bir şeye hükmedemezler. Allah, işiten, gören O’dur.

21.Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin akıbetinin nasıl olduğuna baksınlar. Nitekim onlar, bunlardan daha güçlü ve yeryüzünde daha etkili idiler. Ama Allah, onları günahları sebebiyle yakalamıştı da onları Allah’tan koruyacak birisi yoktu.

22. İşte bu, onlara peygamberlerin belgeler getirmesine rağmen, onların kabul etmemelerindendir. Bunun için Allah onları cezalandırmıştır/ yakalamıştır. Şüphesiz o güçlü ve şiddetle cezalandırandır.

23. Musa’yı mucizelerimiz ve apaçık belgelerle göndermiştik.

24. Firavun’a, Haman’a ve Karun’a…

Hemen:

‑Yalancı bir sihirbaz! Demişlerdi.

25. Onlara kendi katımızdan gerçeği getirdiği halde:

‑Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakın, demişlerdi. Oysa kafirlerin tuzağı ancak boşa gitmeye mahkumdur.

26. Firavun:

‑Bırakın beni, Musa’yı öldüreyim. O, Rabbine yalvarıp dursun. Ben, onun dininizi değiştirmesinden yada yeryüzünde bozgunculuğu yaymasından korkuyorum, dedi.

27. Musa:

‑Ben, hesap gününe inanmayan, her büyüklük taslayandan Rabbiniz ve Rabbim olan Allah’a sığındım, dedi.

28. Firavun ailesinden, imanını gizleyen bir adam dedi ki:

‑Rabbim Allah’tır, dedi diye bir adamı öldürecek misiniz? Size Rabbinizden belgeler getirmiş. Eğer yalancıysa, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğruysa, sizi tehdit ettiği şeylerden bir kısmı başınıza gelebilir. Allah, saçmalayan yalancılara asla yol göstermez.

29. ‑Ey halkım, bugün, yeryüzünde güçlü bir iktidarınız var. Ama, bize Allah’tan azap gelirse, bize yardım edecek kimdir? Firavun:

‑Ben size kendi görüşümden başka bir şey göstermiyorum, ben size sadece doğru yolu gösteriyorum, dedi.

30‑31. İman eden kimse şöyle dedi:

‑Ey halkım! Ben, Nuh, Âd, Semûd kavminin ve ondan sonraki toplumların başına geldiği gibi bir Azap Günü’nün başınıza gelmesinden korkuyorum. Oysa Allah, kullarına zulmetmek istemez.

32. ‑Ey halkım, ben sizin için feryat gününden korkuyorum.

33. O gün arkanızı döner, kaçarsınız. Fakat, sizi Allah’tan koruyacak hiç bir şey yoktur. Allah kimi sapıklıkta bırakırsa, onun bir kılavuzu yoktur.

34. Daha önce de size Yusuf, açık belgelerle gelmişti. Fakat siz, onun getirdiklerinden hep şüphe edip durdunuz. Sonunda o öldüğü zaman:

Allah, ondan sonra bir peygamber göndermeyecektir, dediniz. Allah, haddi aşan (saçmalayan) şüpheciyi işte böyle dalalette bırakır.

35. Bu kimseler, Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelen bir delil olmadığı halde tartışır dururlar. Bu, Allah katında da, iman edenlerin yanında da büyük kızgınlık sebebidir. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.

36. Firavun dedi ki:

‑Ey Hâman, benim için bir kule yap, belki yollara/araçlara ulaşırım.

37. Göklerin yollarına… ve Musa’nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum.

Firavuna kötü işleri işte böyle süslendi ve yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı hüsrandan başka bir şey değildir.

38. İnanmış kişi şöyle dedi:

‑Ey halkım, bana uyun, size doğru yolu göstereyim.

39. Ey halkım, bu dünya hayatı geçimliktir. Ahiret ise, kalıcı olan odur.

40. Kötülük yapan kimse onun benzerinden başkasıyla cezalandırıl-maz. Erkek olsun, kadın olsun kim mü’min olarak iyilik yaparsa, işte onlar da cennete girerler ve orada hesapsız olarak rızıklandırılırlar.

41. ‑Ey halkım, ben sizi kurtuluşa çağırırken, ne diye siz beni ateşe çağırıyorsunuz.

42. Beni, Allah’a nankörlük etmeye ona ortak hakkında bilgim olmayan bir şeyi ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi, daima galip ve bağışlayıcı olana davet ediyorum.

43. Siz, beni ancak dünyada da ahirette de duaya hiç cevap veremeyecek olana çağırıyorsunuz. Oysa, biz Allah’a döneceğiz. Saçıp savuranlara gelince, onlar ateş ehlidir.

44. Size söylediklerimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Allah, kullarını çok iyi görendir.

45. Allah, kurdukları kötü tuzaktan korudu ve Firavun ailesini en kötü azap kuşattı.

46. Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar: Kıyamet gerçekleştiği gün:

‑Firavun ailesini en şiddetli azaba sokun!

47. ‑Ateşte tartışırlar. Zayıf bırakılanlar, büyüklük taslayanlara şöyle derler:

‑Biz size uymuştuk. Şimdi ateşin bir kısmını bizden uzaklaştırabilir misiniz?

48. Büyüklenenler de:

‑Biz, hepimiz onun içindeyiz. Allah, kulları arasında hükmünü vermiştir.

49. Ateştekiler, cehennem bekçilerine:

‑Rabbinize dua edin, bizden bir gün azabı hafifletsin, der.

50. Onlar da:

‑Size, apaçık belgelerle peygamberleriniz gelmedi mi? derler.

‑Evet, derler. Bekçiler de:

‑O halde kendiniz dua edin. Ama kafirlerin duası boşunadır, derler.

51. Biz, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında da, şahitlerin ayağa kalkacağı kıyamet günü de zafer vereceğiz/yardım edeceğiz.

52. O gün zalimlere mazeretleri bir fayda vermez. Onlara lanet edilir. Onlara en kötü mesken vardır.

53. Musa’ya kılavuzu vermiş ve İsrailoğullarını kitaba mirasçı kılmıştık.

54. Kılavuz ve sağduyu sahipleri için öğüt…

55. Sen de sabret, kuşkusuz Allah’ın vaadi haktır. Günahların için bağışlanma dile, sabah akşam hamd ederek Rabb’ini tesbih/tenzih et.

56. Kendilerine gelen hiç bir delilleri olmadan, Allah’ın ayetleri hakkında tartışanların gönüllerinde kibirden başka bir şey yoktur. Onlar, ona ulaşamazlar. Öyleyse sen, Allah’a sığın. Çünkü O, işiten ve gören O’dur.

57. Gökleri ve yeri yaratmak, insan yaratmaktan daha büyük bir şeydir. Fakat, insanların çoğu bilmiyorlar.

58. Kör ile gören eşit değildir. İman edip, doğruları yapanlarla kötüler de bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz.

59. Kıyamet saati gelecektir. Onda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu ona inanmıyor.

60. Rabbiniz şöyle dedi:

‑Bana dua edin, size karşılık vereyim. Bana kulluk etmekten büyüklenenler, zillet içinde cehenneme gireceklerdir.

61. İstirahat etmeniz için size geceyi yaratan, gündüzü de aydınlık yapan Allah’tır. Allah, insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.

62. İşte O, her şeyin yaratıcısı, kendisinden başka ilah olmayan Rabbi-miz Allah’tır. Nasıl aldatılıyorsunuz?

63. Allah’ın ayetlerini kasten inkar edenler işte böyle aldatılıyorlar.

64. Yeryüzünü sizin için yerleşme yeri ve göğü de bina olarak yaratan Allah’tır. Sizi en güzel şekilde şekillendirmiş ve iyi şeylerden size rızık vermiştir. İşte sizin Rabbiniz Allah! Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!

65. O, hayat sahibidir. Ondan başka ilah yoktur. Dini ona tahsis ederek, yalnızca ona dua/kulluk edin. Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

66. De ki:

‑Rabbimden bana apaçık belgeler geldikçe, sizin Allah’tan başka kulluk ettiklerinize kulluk etmem yasaklandı. Alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.

67. Sizi, önce topraktan, sonra spermden, sonra embriyodan yaratan, sonra da sizi güçlenmeniz, daha sonra da yaşlanmanız için çocuk olarak çıkaran O’dur. İçinizden daha önce canı alınanlar da vardır. Bu, aklınızı kullanasınız diye adı konmuş bir süreye erişmeniz içindir.

68. Hayat veren ve öldüren O’dur. Bir işe hüküm verince, ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.

69. Allah’ın ayetleri hakkında tartışanları görmedin mi? Nasıl da aldatılıyorlar!

70. Kitabı ve elçilerimizle gönderdiklerimizi yalanlayanlar, ileride bileceklerdir…

71. O zaman, boyunlarında boyunduruk ve zincirlerle sürülecekler..

72. Kaynar suya, sonra ateşte yakılacaklardır.

73. ‑74.Sonra onlara denilecek ki:

‑Allah’ın dışında ortak koştuklarınız nerede?

 ‑Bizden uzaklaştılar. Biz, önceden hiç bir şeye ibadet/dua etmiyorduk, derler. Allah, kafirleri işte böyle  şaşırtır.

75. İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve boşuna böbürlenmeniz sebebiyledir.

76. Girin cehennemin kapılarından, içinde kalmak üzere… Büyüklük taslayanlara ne kötü bir mesken!

77. Sabret, kuşkusuz Allah’ın vaadi haktır. Biz onlara vaat ettiğimiz azabın bir kısmını ya sana gösteririz, yada seni vefat ettiririz. Ama neticede onlar, bize döndürüleceklerdir.

78. Senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var anlatmadıklarımız da. Hiç bir peygamber Allah’ın izni olmadıkça bir ayet/mucize getiremez. Allah’ın emri geldiği zaman da hak ile hüküm verilir ve işte o zaman batılcılar hüsrana uğrar.

79. Sizin için, bir kısmına bindiğiniz, bir kısmını da yediğiniz hayvanları yaratan Allah’tır.

80. Onların size başka faydaları da vardır. Gönüllerinizdeki ihtiyaca onların üzerinde ulaşırsınız. hem onların üzerinde hem de gemilerde taşınırsınız.

81. Allah size ayetlerini gösteriyor. Allah’ın hangi ayetlerini inkar edebilirsiniz.

82. Hiç yeryüzünde gezmiyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin akıbetinin ne olduğuna baksınlar. Onlar, bunlardan daha çok ve yeryüzünde daha güçlü eserler bırakmışlardı. Ama, kazandıkları onlara hiç bir fayda sağlamadı.

83. Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiği zaman, kendi bilgileri ile şımardılar ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.

84. Azabımızı görünce:

Bir tek Allah’a inandık, ona şirk koştuklarımızı inkar ettik dediler.

85. Azabımızı gördükleri zaman iman etmeleri onlara bir yarar sağlamadı. Allah’ın geçen kulları hakkındaki kanunu budur. İşte inkarcılar böyle hüsrana uğrar.

41. FUSSİLET SÛRESİ

(Fussilet sûresi Mekke döneminin sonlarına doğru indirilmiştir. İsmini 3. ayetten almıştır. Kur’anın sıfatlarından biri olan fussilet; mesajın apaçık bir muhtevaya sahip olduğunu ifade eder. 54 ayettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla ..

1. Hâ mîm. 2. Rahman, Rahim’den indirme..

3. Bilen bir toplum için Kur’an, Arapça okunarak ayetleri açıklanmış bir kitaptır.

4. Müjdeci ve uyarıcıdır. Oysa çokları işitmeyerek yüz çevirmiştir.

5. ‑Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler, kulaklarımızda ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Sen çalış, biz de çalışacağız, dediler.

6. De ki:

‑Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Yalnızca bana, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Öyleyse ona yönelin, ondan bağışlanma dileyin, şirk koşanların vay haline!

 7. Ki onlar ahireti inkar ederek zekat vermezler.

8. İman edenler ve doğruları yapanlar, işte onlar için de kesintisiz bir mükafat vardır.

9. De ki: “Siz, dünyayı iki günde yaratana nankörlük mü ediyorsunuz? Ona ortaklar koşuyorsunuz. Halbuki O, alemlerin Rabb’idir.”

10. Dünya üzerinde sabit dağlar var etmiş ve onları bereketlendirmiştir. Arayanlar için orada, eksiksiz olarak, dört günde/mevsimde gıdalar takdir etti. 11. Sonra gaz halinde bulunan göğe yöneldi ve dünya ile göğe:

‑İsteyerek yada istemeyerek gelin! dedi. Onlar da:

‑İsteyerek geldik, dediler.

12. Onları yedi gök olarak iki günde varedip, her bir göğe kendi işini bildirdi. Dünya göğünü ise koruduk ve yıldızlarla süsledik. İşte bu, her şeye Hakim ve bilenin takdiridir.

13. Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki:

‑Sizi, Ad ve Semûd’un yıldırımına benzer bir yıldırımla uyardım.

14. Onlara peygamberleri “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin” diye önlerinden ve arkalarından geldiği zaman:

Rabbimiz isteseydi melekleri gönderirdi. Bunun için biz sizin gönderildiğinize inanmıyoruz, demişlerdi.

15. Ad, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş:

‑Bizden daha kuvvetli kim vardır? demişlerdi. Kendilerini yaratan Allah’ın, kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmüyorlar mı? Onlar, ayetlerimizi bilerek inkar ediyorlardı.

16. Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik. Ahiret azabı ise daha alçaltıcıdır ve onlara yardım da olunmaz.

17. Semûd’a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Onlar ise körlüğü kılavuza tercih ettiler. Bu sebeple onları, yaptıklarına karşılık zelil edici bir azabın sarsıntısı tutmuştu.

18. İman edenleri ise, Allah’tan sakınmaları sebebiyle kurtarmıştık.

19. O gün, Allah’ın düşmanları topluca ateşe sürülürler.

20. Oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, onların yaptıklarına şahitlik edecektir.

21. Derilerine şöyle diyecekler:

‑Niye aleyhimize şahitlik ettiniz?

‑Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi ilk defa O yaratmıştı ve yine O’na döndürülüyorsunuz.

22. ‑Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesini beklemiyordunuz. Oysa Allah’ın, sizin yaptığınız şeylerin çoğunu bilmediğini zannediyordunuz.

23. İşte Rabbiniz hakkındaki bu zannınız sizi helak etti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.

24.Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateş onların meskenidir. Eğer kendilerinden razı olunmasını beklerlerse, kesinlikle onlardan razı olunmayacaktır.

25. Onlara yakın arkadaşlar musallat etmiştik de onlara önlerindekini ve arkalarındakini süslü göstermişlerdi. Kendilerinden önce geçmiş cin ve insan toplumlarına gerçekleşen azap sözü, bunlar üzerine de gerçekleşmişti de, onlar, hüsrana uğrayanlar olmuşlardı.

26. O inkarcılar:

‑Bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız, demişlerdi.

27. İnkarcılara elbette şiddetli bir azap tattıracağız. Onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.

28. Allah’ın düşmanlarının cezası işte bu ateştir. Orası, ayetlerimizi bile bile inkar etmiş olmaları sebebiyle, onlar için ebedi kalınacak bir yurttur.29. Nankörlük etmiş olanlar derler ki:

‑Rabbimiz, bizi saptıran cinleri ve insanları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar!..

30. “Rabbimiz Allah’tır” diyen sonra da dosdoğru olanlara:

‑Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennete sevinin, diye melekler iner.

31. Biz hem dünya hayatında ve hem de ahirette sizin dostlarınızız. Orada canınız ne isterse vardır. Orada sizin için ne isterseniz vardır.

32. Bağışlayan ve merhametli Allah’tan bir ikram olarak..

33. Allah’a davet eden, doğruları yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?

34. İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse, sanki yakın bir dost gibi olur.

35. Buna sabredenlerden başkası ulaşamaz. Buna, büyük hazzı tadanlardan başkası ulaşamazlar.

36. Eğer şeytandan bir vesvese seni dürtüklerse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, her şeyi işiten ve bilendir.

37. Gece ve gündüz, güneş ve ay Allah’ın ayetlerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde ediniz. Eğer gerçekten ona kulluk eden kimseler iseniz…

38. Eğer büyüklenirlerse, (bilsinler ki) Allah’ın yanındakiler gece gündüz hiç usanmadan O’nu tesbih ederler.

39. Onun ayetlerinden biri de şudur:

‑Yeryüzünü kupkuru görürsün, üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer ve kabarır. Toprağa böyle hayat veren, ölüleri de diriltecektir. O’nun her şeye gücü yeter.

40. Ayetlerimiz hakkında yanlış yorumda bulunanlar bize gizli değildir. Kıyamet günü ateşe atılanlar mı daha hayırlıdır yoksa emniyet içinde gelen mi? İstediğinizi yapın. Nitekim O ne yaptığınızı görüyor.

41. Kitap kendilerine geldiğinde onu inkar ettiler. Oysa o, eşsiz bir kitaptır.

42. Ona önünden ve ardından hiç bir batıl gelemez. Hakim ve hamde layık olanın indirmesidir.

43. Sana söylenenler, senden önceki elçilere söylenenlerden başka bir şey değildir. Süphesiz Rabbin, hem mağfiret sahibidir, hem de acı bir azap sahibidir.

44. Biz Kur’an’ı yabancı bir dilde okusaydık:

‑Ayetleri açıklanmalı değil miydi? bir Araba, yabancı dilde mi? derlerdi. De ki:

‑İman edenlere kılavuz ve şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında ağırlık vardır. O, onlara karşı bir körlüktür. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor.

45. Musa’ya da kitap vermiştik. Onda da anlaşmazlığa düşüldü. Rabbinden bir söz çıkmış olmasaydı hemen aralarında hüküm verilirdi. Onlar, ondan yine de şüphe ve endişe içindedirler.

46. Kim doğru olanı yaparsa, kendisi içindir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmedici değildir.