8 Haziran 2020

Arapça Öğretiminde Başarı

ile arznet

Her dil bir şifredir.

Yeni bir dil öğrenmek bir şifreyi çözmeye benzer.

Arapça zor bir dil (şifre) değildir. Hatta bazı şifrelere göre kolay ve sistematiktir.

Türkiye’de Arapça öğretiminin önünde bir takım zorluklar vardır. Bu zorlukları aştığımızda daha başarılı bir öğretim ortamı oluşabilir. Bunların en başında şunlar gelmektedir:

  1. Arapça’nın öğreniminin zor olduğu ön yargısı: Arapçaya karşı yürütülen olumsuz propagandaların etkisiyle Arapça’nın öğrenilmesinin zorluğu öğrencinin zihnine yerleştirilerek, çaresizlik ve baştan pes etme moduna giriliyor. Oysa, Arapça diğer tüm diller gibi öğrenilmesi kişinin kültürel ve akademik altyapısına göre değişkenlik gösterse de emek verip, gayret eden herkesin belli bir süre içinde belli başarılar elde edebileceği bir dildir. Özellikle İslam kültürü içinde yetişmiş, dini kelimelere aşinalığı olan kimselerin öğrenim açısından daha avantajlı olduğu bir dildir. Örneğin bir çok namaz süresini ezbere okuyabilen kimseler Arapça cümleleri farklında olmadan söylemiş oluyorlar. Türkçe konuşan insanların, konuşmalarının en az %20-30’unu Arapça menşeli kelimeler oluşturuyor. Bu da kelime ezberleme konusunda büyük bir avantaj sağlayacaktır. Dolayısıyla Arapça’nın öğrenilmesi zor bir dil olduğu yargısı en azından Türkler için çok da doğru bir yargı değildir.
  2. Öğretimde Yanlış Metotların Kullanılması: Geleneksel öğretim şeklini takip eden öğreticiler, iki kelimeyi bir araya getirip bir cümle kuramayan öğrencilere, uzmanlarının dahi az bildiği dilbilgisi konularını öğretmeye kalkışmaları öğrencilerin öğrenme motivasyonlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Onların dil öğrenmekten soğumasına neden olmaktadır. Hiç bir zaman işine yaramayacak ve hiç bir yerde kullanamayacakları kelimelerle dağarcıkları şişirilmekte ama hayati değerde gerekli olan kelime ve cümleler öğretilmemektedir. Bir bardak su istiyorum, karnım aç, tuvalet nerede diyemeyen öğrenciye; temyiz, atıf, bedel çeşitleri gibi dilbilgisi kuralları öğretilmeye çalışılırsa bu öğrenci o dili konuşacak kadar öğrenmiş olamaz. Yani içerik olarak öğrencinin neye ihtiyacı varsa onu öğretmek ve bunu da doğru metotlarla öğretmek gerekir.
  3. Öğrencinin Seviyesine uygun bir öğretim içerik planı yapılmalıdır: İHO ve İHL’de seviye grupları düzenlenip, bu seviyelere göre eğitim çalışmaları yapılsa öğretim daha hızlı ve kaliteli olabilir. 5. Sınıf içeriğini henüz geçememiş bir öğrenci 12. sınıftaki içeriğe vakıf olamıyor. A1 Düzeyinde ders alması gereken öğrenciye B2 düzeyinde bilgi veremezsiniz. Gerçekten dil öğretilmek ve bunda başarılı olmak isteniyorsa, Seviye grupları oluşturularak hangi sınıfta olursa olsun kendi seviyesine uygun gruba devam etmesi sağlanmalıdır. İşte bu başarıyı artıracak bu uygulama olur.
  4. Dil öğretimi modern eğitim teknolojilerinden yararlanarak zengin içerik ve görsellerle desteklenmelidir. Öğrencinin algısı ve dikkatini diri tutacak ve onu aktif olarak öğrenme sürecine katacak uygulamalı bir dil eğitimi yapılmalıdır. Bu anlamda en yararlı öğretim oyunlaştırılmış öğretimdir. Dil öğretimi de oyunlaştırmaya en müsait alandır. Dil konuşmadır. Konuşmanın yapıldığı her ortam da canlandırılabilir ve diyaloglar bu canlandırma ortamında daha görsel olarak hissederek öğretilebilir. Başarılı bir dil öğretimi için siz de yorum bölümüne yazarak katkı verebilirsiniz. Şaban PİRİŞ (Arapça Öğretmeni)