YAZILAR

ADALET

Adalet Nedir?

Adalet: doğruluk, dürüstlük, eşitlik, hak, hakyemezlik, hakkaniyet, meşruluk, tarafsızlık, insaniyet, iyilik gibi anlamlara gelir.
Adalet sosyal anlamda, karşılıklı hakların ve menfaatlerin korunması ve haksızlık yapılmaması halidir. Kelimenin aslı Arapça Adl’dir.
Adl,  insaflı olmak, işte doğru olmak, eşit muamele etmek, doğru dürüst olmak, düzeltmek, denkleştirmek anlamlarına gelir.

Adaletle İlgili Diğer Kelimeler:

Kıst: Adalet, hakkaniyet, denge, pay, hisse, nasip,

Kıstas: Terazi

Hakk: Hakikat, gerçek, doğru,

Musavaat: Eşitlik, dengelilik, ölçülülük,

Emr-i bil Ma’ruf: Toplumtarafından kabul göreni, bilineni, normali, iyi ve doğru olanı emretmek, uygulatmak

Nehy-i anil Münker: Topluma yabancı geleni, bilinmeyeni, anormal olanı, kötü ve kabul edilemez bulunanı engellemek, yasaklamak

Adaletin Zıddı Kelimeler:

Zulüm: Haksızlık, hakkını eksik vermek, malını gasbetmek, bir şeyi yerinden başka yere koymak, yersiz yapmak, doğru yoldan sapmak, yeri olmayan yeri kazmak

Bağy: Taşkınlık etmek, azgınlık etmek haddi aşmak, ileri gitmek, saldırmak, kanundan dışarı taşmak, haktan ayrılmak

Hâde: Yoldan sapmak, dönmek,

İ’tedâ: Zulmetmek, hakka tecavüz etmek,  

Kur’an’da Adalet Kavramı

Kur’an Adaleti hem bu dünya için; hem de ahiret için esas alır. İnsanlara bu dünyada adil olmalarını emreder, buna mukabil, Allah da onlara ahirette adaletle karşılık vereceğini vaadeder. Ahiretin bir anlamı da “yevmid’din” yani “hesap günüdür.”

Şimdi bu iki dünya adaletinin Kur’an’da nasıl yer aldığına bir göz atalım.

a) Dünyada Adalet:

Dünyada adaleti konu edinen ayetler çoktur. Bunları ekonomide, sosyal ilişkilerde, yönetimde, hukukta, savaşta, kısaca hayatın her alanında görebiliriz. Allah, insana her alanda adil olmasını emreder.

b) Ahirette Adalet:

Ahirette adaleti anlatan ayetlerde, Allah’ın insana bu dünyadaki amellerinin karşılığı olarak vereceği mükafatların sınırsız olduğunu vurgulanırken, asla hiç kimseye adaletsizlik yapılmayacağı, cezalandırmanın da adalet ölçüsünde gerçekleşeceği gerçeği anlatılır.

Allah’ın ayetlerini inkar edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, işte onlara, acıklı bir azap müjdesi ver.” (Al-i İmran: 21)

Adalet Hayatın Hangi Alanlarında Gereklidir?

Adalet hayatın tümü için gerekli bir esastır. Öncelikle bireyin kendine karşı adil olması beklenir. Kendine haksızlık edenden, başkasına adil davranması beklenmez. Adalet bir dengedir. Bu denge öncelikle kişinin kendi nefsinde ve iç dünyasında anlamını ve yerini bulmalıdır. Sonra da dış dünyası olan sosyal çevresinde ve ekolojik çevresinde…

Adalet, müslümanlardan oluşan toplum için gerekli olduğu gibi gayri müslimlerden oluşan toplumlar için de gereklidir. Müslümanın dindaşlarına karşı adaleti gözet-mesi beklendiği gibi, dindaşı olmayan tüm insanlara karşı da adaletli olması beklenir.

Peygamberimiz, Medine’de Müslümanlar ile Yahudiler arasında hüküm verdiği zaman, bazen suçlunun müslüman olduğunu görüyor ama asla hükmünde adaletten ayrılmıyor ve müslümanı kayırmıyordu. Hakkıyla hüküm veriyordu.

Bireysel ve Aile Hayatında Adalet:

Kişinin kendine karşı adaletli olmasını isteyen Allah, adeleti kendi nefsi veya en yakınları olan ailesi için de istiyor.

“Adalet ile hükmeden hakimler ve Allah için (doğru söyleyen) şahitler olun. Şahitliğiniz kendi aleyhinize veya çocuklarınızın ve yakınlarınızın aleyhine olsa bile, zengin olsun fakir olsun doğru şahitlik edin. Allah her ikisine de sizden daha ya-kındır. Adaletten sapmamak için heveslerinize uy-mayın. Eğer (adalet ile hüküm vermekten, şahit-liğinizde doğru söylemekten çekinir) dilinizi eğip bükerseniz ve yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa: 135)

Adaletli davranmak bazen kişiye ve çevresine kısa vadede zararlı gibi görünebilir. Bazı kayıpları olabilir. Ancak, kendi aleyhine bile olsa adaletin korunması, genel anlamda çok önemli ve kazançlıdır. Öncelikle toplumda, birlik ve dirliği sağlar. Kendi yakınlarını kayırmayan bir adalet anlayışı torpil, istismar, kayırmacılık ve çıkarcılık yollarını tıkar. Genel anlamda adaletin daha sağlıklı uygulanmasına vesile olur.

Halka, yöneticilere karşı güven duygusu verir.  Güven duygusu çok önemlidir. toplumda güven duygusu zedelenince, huzur ve sukûnet kalkar. Dengeler altüst olur. Yöneticiler ve güç sahipleri halktan çekinir. Onlara güven duygusu veremedikleri için, onları korku ve tehdit ile egemenliklerini sürdürmeye çalışırlar.

“-Ey iman edenler!

İçinizden birinin ölümü yaklaştığı zaman, vasi-yet sırasında, aranızdan adalet sahibi iki kişinin eğer, yolculukta iseniz ve ölüm de gelip çattıysa; sizden olmayan iki kişinin şahitliği gerekir. Şayet şüphe ederseniz; namazdan sonra onları alıkorsu-nuz. Onlar da Allah’a şöyle yemin ederler:

– Akraba bile olsa yemini bir menfaat karşılığı satmayacağız. Allah’ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkarlardan oluruz.” (Maide: 106)

“Yetimin malına, rüşt çağına ulaşıncaya kadar, en güzel tarzın dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gücü-nün yettiği kadar mükellef tutarız. Konuştuğunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin! İşte, (Allah) size bunları düşünür, öğüt alırsınız diye tavsiye ediyor.” (En’am: 152)

Hukukta Adalet:

Kur’an-ı Kerim, adaleti ilk başta hak ve hukukun doğru olarak tanziminde gerekli görür. Hukukun herkese karşı adil olarak uygulanmasını emreder.

“Adalet ile hükmeden hakimler ve Allah için (doğru söyleyen) şahitler olun. Şahitliğiniz kendi aleyhinize veya çocuklarınızın ve yakınlarınızın aleyhine olsa bile, zengin olsun fakir olsun doğru şahitlik edin. Allah her ikisine de sizden daha yakındır. Adaletten sapmamak için heveslerinize uymayın. Eğer (adalet ile hüküm vermekten, şahitliğinizde doğru söylemekten çekinir) dilinizi eğip bükerseniz ve yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa: 135)

Ekonomik Hayatta Adalet:

Ekonomik hayatta adalet Kur’an-ı Kerim’de yer alan önemli bir konudur. Peygamberlerin toplumlarını uyardığı ve aksi takdirde azapla tehdit ettiği bir konudur. Ekonomide adaletin temelini ölçü ve tartıda doğruluk oluşturur. Verilen sözleri yerine getirmek ve borçlanmalarda vadesinde ödemek, faizden uzak durmak ve zekat vermek ekonimide adaletin sağlanmasının sartları arasında yer alır.

“Medyen halkına da kardeşleri Şuayb’i gönderdik. (Kavmine şöyle) dedi:

-Ey kavmim, Allah’a kulluk edin. O’ndan başka bir ilahınız yoktur. Şüphesiz size Rabbinizden açık delil geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasından bir şeyler eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. Eğer iman ederseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.” (A’râf: 85)

Aynı konu başka bir ayette, azap tehdidi ile dile getirilir:

“-Ey halkım, dedi. Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçü ve tartıyı  eksik  yapmayın. Ben, sizin bolluk içinde olduğunuzu görüyorum. Ve ben, sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum.” (Hûd: 84)

“Ölçüyü tam tutun. Eksik tartanlardan olmayın. Dosdoğru terazi ile tartın. İnsanların eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak, karışıklık çıkarmayın.” (Şuarâ: 181-183)

“Ey iman edenler,

Belirli bir süreye kadar borçlandığınız zaman onu yazın. Aranızda bir kâtip doğru olarak yazsın. Kâtip  Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun da ondan hiç bir şeyi eksiltmesin. Eğer borçlu cahil veya zayıf, ya da bizzat kendisi yazdırmaya gücü yetmezse, velisi (onu) dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek yoksa, razı olacağınız şahitlerden, bir erkek ve biri unuttuğu zaman diğerinin ona hatırlatması için iki kadın (şahit de olabilir.)

Şahitler çağrıldıklarında (şahitlik etmekten) kaçınmasınlar. Küçük olsun, büyük olsun borcu süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah katında daha adaletli, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için de en isabetli olandır. Ancak aranızda yaptığınız alış-verişin peşin bir ticaret olması halinde onu yazmamanızın bir günahı yoktur.

-Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da şahide de zarar verilmesin. Eğer bir zarar verirseniz bu şüphesiz, sizin yoldan çıkmanız demektir.  Allah’tan korkun. Allah (bunları) size öğretmektedir. Allah her şeyi bilendir.

Eğer yolculukta iseniz bir kâtip de bulamazsanız, (borca karşılık) alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini ödesin. Şahitliği gizlemeyin, kim onu gizlerse, o mutlaka kalben günahkardır. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir.” (Bakara: 282-283)

Yönetimde Adalet:

Kur’an-ı Kerim, gerek sivil yönetim, gerek askeri yönetim ve gerekse her türlü idari işlerde adil davranmayı emreder. Yöneticiyi, yönettiği kimselerle sağlıklı diyaloğa ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak orta yolu bulmaya çağırır. Bu konuda da örnek yönetici Hz. Peygamberdir. Ona da adaletli yöneticilik emredilir.

“Allah, size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman da adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor. Doğrusu Allah, işitendir, görendir.” (Nisa: 58)

Savaşta Adalet:

Savaş hukuku da Kur’an-ı Kerim’in üzerinde durduğu önemli bir konudur. Kur’an: “Size saldırmayana siz de saldırmayın, aşırı gitmeyin, savaşmayanlara zarar vermeyin, hiç bir şekilde haksızlık yapmayın.” der.

“Bunun için İsrailoğullarına  şöyle yazdık:

“Kim bir kimseyi, bir kimseye veya yeryüzünde (yaptığı) bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de ona hayatını bağışlarsa; bütün insanları diriltmiş gibi olur.”

Peygamberlerimiz onlara belgelerle gelmişti de onlardan bir çoğu bundan sonra yeryüzünde adaletten ayrılmışlardı.” (Maide: 32)

Müslüman Toplumda Adalet:

Kur’an, İslam toplumunu adil ve şahit bir toplum diye niteler. Hak ve hukukun korunduğu, kimseye haksızlığın yapılmadığı, herkesin toplumdaki kariyerine göre değil, hakkına ve sorumluluğuna göre değerlendirildiği bir dünya ister.

Herkese Karşı Adalet:

Kur’an’ın adalet ilkesi, kişilere ve gruplara has değildir. Herkese eşit olarak uygulanacak bir adalet tesisini öngörür. Köle ile efendisinin ayrı tutulmadığı, müslüman ile gayri müslimin insani açıdan hiç bir ayırımcılığa uğratılmadığı insani değerlere dayalı bir adalet mekanizması kurar.

“-Ey iman edenler!

Allah için adaleti ayakta tutan şahitler olun. Bir topluma olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin, adil olun, bu takvaya daha uygundur. Allah’tan korkun, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide: 8)

Doğaya Karşı Adalet:

Allah, doğayı insanın emrine âmâde kılmıştır. İnsanın görevi ise, doğayı korumaktır. Onu korumak aslında kendi geleceğini korumaktır.

 Kim Adaleti Sağlamalı?

Allah, adaleti gözetme görevini Müslümanlara yüklemiştir. Çünkü, Müslüman doğrudan Allah’ın sözlerine ve verdiği hükümlere itaati kabul etmiş ve asla adaletten ayrılmayacağına söz vermiş kişidir. Bunun için Allah, adaletin korunması konusunda Müslümanı sorumlu tutuyor. Tüm insanlar adaletten ayrılabilir. Zulme sapabilir. Haksızlık had safhaya ulaşabilir, yeryüzü ifsat edilip, mazlumlar ezilebilir. İnsanlara insanca yaşama hakkı çok görülüp ellerinden alınabilir. İşte bu şartlar altında, adaleti yeniden tesis etme görevi Müslümanındır. Bu Müslümanların başında da Allah’ın elçileri gelmektedir. Her Peygamber, öncelikle kendi inananları arasında adaleti sağlayan bir yönetici ve hakimdir.

“Yarattıklarımızdan bir topluluk hakka yöneltir ve onunla adaleti uygular.” (A’râf: 181)

“-Ey Davud, seni yeryüzünde bir halife kıldık. O halde insanlar arasında adaletle hüküm ver. Keyfine tabi olma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara ise hesap gününü unuttukları için şiddetli bir azap vardır.” (Sâd: 26)

Adalet Olmadığı Zaman?

Adalet olmadığı zaman, zulüm olur, haksızlık olur. Zulüm ve haksızlık ise isyanı, terörü, anarşiyi doğurur. İnsanlar, adalet mekanizmasından aradıklarını bulamayınca, kendilerince adaleti sağlayacak, haklarını kendilerine geri verecek yollar ararlar.

Toplum içinde, adaletsizlikten kaynaklanan kıskançlık, kin, haset ve nifak duyguları toplumu felç edecek ve sosyal düzeni bozacak düzeye ulaşabilir. İnsanlar, çalışmadan ve yorulmadan kazanmaya, bunun içinde her türlü yolu denemeye kalkışır. Kısa yoldan köşe dönmeler, rüşvet, vurgun, gasp ve tefecilik toplumu kasıp kavuran tümörler haline gelir.

Adaletin Topluma ve Bireye Yararları

Adalet, genel olarak insanın insanca yaşayabildiği bir dünyanın varolabilmesi için olmazsa olmaz şartların başında gelen bir ihtiyaçtır. Adaletin olduğu yerde mutluluk ve huzur vardır. Güven ve asayiş vardır. Adaletin olmadığı yerde ise, zulüm, baskı, zorbalık, terör, anarşi, kaos, korku, kin, nefret, husumet, azgınlık, huzursuzluk ve mutsuzluk vardır.

Adaletle ilgili Ayetler

“Allah şahittir ki kendisinden başka bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna şahittir.) O’ndan başka ilah yoktur. O, azizdir, hakimdir.”  (Al-i İmran: 18)

“Onlar, yalana kulak verenler, haram yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen, sana hiç bir zarar veremezler, eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Allah adil olanları sever.” (Maide: 42)

“-Ey İman edenler!

İhramlı iken av hayvanını öldürmeyin. Sizden kim bilerek onu öldürürse, cezası, içinizden adalet sahibi iki kimsenin hükmüyle, Kabe’ye ulaştırılacak kurban olarak (koyun, keçi, inek ve deve gibi) bir hayvandır. Ya da yoksulları doyurma kefaretidir veya işlediğinin vebalini tatması için buna denk bir oruçtur.

Allah, geçmişte olanı affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa Allah onun hesabını sorar, Allah güçlüdür, hesap sorucudur.” (Maide: 95)

“Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek hiç bir şey yoktur. O, işitendir, bilendir.” (Enam: 115)

“De ki:

-Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yönünüzü O’na doğrultun. Mutlak manada O’na itaat edenler olarak O’na dua edin. İlk defa sizi yarattığı gibi, yine O’na döneceksiniz.” (A’raf: 29)

“Musa’nın kavminden hakkı gösteren ve onunla adaleti gözeten bir topluluk vardı.” (A’raf: 159)

“Yarattıklarımızdan bir toplum hakka yöneltir ve onunla adaleti uygular.” (A’raf: 181)

“Hepinizin dönüşü O’nadır. Allah’ın vadi haktır. O, yaratmayı başlatır. Sonra da iman edip,  doğruları yapanları adaletle mükafatlandırmak için yeniden diriltir. Kafirlere gelince, kafirlik yaptıkları için onlara kızgın bir içecek ve can yakan bir ceza vardır.” (Yunus: 4)

“Her ümmet için bir resul vardır. Onlara Resulleri geldiğinde aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.” (Yunus: 47)

“Zulmetmiş herkes yeryüzündeki her şeyi fidye olarak vermek  ister.. Azabı gördüklerinde pişmanlık duyarlar. Oysa onlara zulmedilmeden aralarında adaletle hükmedilmiştir.” (Yunus: 54)

“Allah şu iki adamı da örnek olarak veriyor: Birisi, dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve efendisine yük. Onu nereye gönderse hayır getirmez. Onunla; adaleti emreden ve dosdoğru bir yolda olan kimse eşit olur mu?” (Nahl: 76)

“Allah, adaleti, iyiliği ve yakınlara vermeyi emreder. Ahlaksızlığı, kötülüğü ve taşkınlığı yasaklar. Düşünesiniz diye size öğüt verir.

Sözleştiğiniz zaman, Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil tutarak Sağlama bağladıktan sonra yeminlerinizi bozmayın. Allah, sizin ne yaptığınızı elbette bilir.” (Nahl: 90-91)

“Allah şu iki adamı da örnek olarak veriyor: Birisi, dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve efendisine yük. Onu nereye gönderse hayır getirmez. Onunla; adaleti emreden ve dosdoğru bir yolda olan kimse eşit olur mu?” (Enbiya: 47)

“-Ey Davud, seni yeryüzünde bir halife kıldık. O halde insanlar arasında adaletle hüküm ver. Keyfine tabi olma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara ise hesap gününü unuttukları için şiddetli bir azap vardır.” (Sâd: 26)

“O halde, davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Onların isteklerine uyma! ve şöyle söyle:

-Allah’ın indirdiği tüm kitaplara inandım. Aranızda adaleti sağlamakla emrolundum. Allah bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize sizin yaptıklarınız sizedir. Bizimle sizin aranızda bir tartışma yoktur. Allah, aramızı birleştirecektir ve dönüş O’nadır.” (Şûrâ: 15)

“Kitabı hak ve adalet ölçüsü olarak indiren Allah’tır. Ne bilirsin belki de kıyamet çok yakındır.” (Şûrâ: 17)

“Eğer müminlerden iki grup savaşa tutuşurlarsa, aralarını düzeltin. Eğer biri diğerine tecavüz ederse, Allah’ın emrine dönünceye kadar tecavüz edene karşı savaşın. Eğer dönerse, aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın. Şüphesiz Allah, adaletli olanları sever.” (Hucurat: 9)

“Onlara boyun eğdirecek şeyin haberleri, onlara gelmiştir.

Tam bir adalet ile.. Fakat uyarılar bir yarar sağlamadı.” (Kamer: 4-5)

“Peygamberlerimizi, açık belgelerle göndermişizdir. Onların yanında kitabı ve ölçüyü indirdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler.” (Hadid: 25)

“Allah, sizinle din hususunda savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Allah, adil olanları  sever.” (Mumtahine: 8)

“Bekleme süresinin sonuna geldiklerinde ya onları iyilikle tutun veya iyilikle ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği de Allah için doğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimseler için öğüt veriliyor. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir.” (Talak: 2)